Tahlil Atölyesi
Kibrit Kutusu ve Termometre?
“BABAMIN BAVULU”NDAN ÇIKANLAR
BANA BİR MASAL ANLAT BABA
   Uygulama Atölyesii
SON VEDA
   Yazarlik Okulu
YAZARLIK OKULU 2007 TAKVİMİ
YAZARLIK OKULU NEDİR?
YAZARLIK OKULU 2006
YAZARLIK OKULU VE YAZAR OLMAK

Yaşanmış Dünyanın Kelimeleri…

Deneme

Semih Suat Yücelen

İçime girdikçe derinleşen yaralarıma aldırmadan bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Boz bulanık bir görüntü kaplıyordu sanki her yanı, o konuştukça. Sanki sıkılıyordu ruhlar belki de gözyaşları kaynıyordu başka bir kapta, maun ateşinin üzerinde, ondan çıkan buharlardı ortamı bu denli anlaşılmaz kılan. 

 

Gözlerimi kapattığım zaman kocaman bir pencere açılıyordu bu küçük şehirden… Hep uzaklar çağırıyordu sanki karanlığın içinden bir sesle, ya da sesin içinde gizli baharlarla… Anlamını bildiğim tüm kelimeleri unutmalıyım dedi içimden bir ses. Ta en başına varmalıyım beklide. Hani henüz melekler secde etmeden, bana öğretilenleri hatırlamalıyım. Yapamazdım ama. Bu küçük şehirden açılan pencere kocaman da olsa henüz “yaşanmamış hayatları” anlatacak kelimelerin öğretildiği yere gidemezdim. Gidemedim de zaten.

Umutla yeniden sarıldım “yaşanmış dünyanın” kelimelerine. Son bir şans daha vermeliydim anlamsız da hoş gelen ses ahenklerine. Beklide sadece o sesin çıktığı dudakların hatırına bunu yapmalıydım.

Anlaşılmadığını bilerek konuşmanın azabını da ona tattırıyordum. Aslında havada uçuşan tüm kelimeler iki tarafı da keskin birer kılıcı andırıp aynı anda her ikimizi de yaralarken, içine ilk nutfe düştüğü andan itibaren doğum sancısı çekip, ölü bebek dünyaya getiren bir annenin masumluğunu düşününce yine de biraz olsun acıyordum ona. Ben ise zaten serseri kurşunların önünde hedefsiz koşan bir yürekle bu pencerenin önündeydim ve bir şey olmazdı.

Anlatamadıklarını biliyordum aslında. Belki de bildiğim şey öylesine önemliydi ki bunu herkesin bilmesi gerekiyordu. “Bu dünya” dedim. Bana “bu dünyada olmayan ve yaşanmayan bir şey söyle”. Sadece “bilinmeyen” olsun. Sustuk ikimizde. Bildiğimi anlamıştı. Tamam dedi.

Boz bulanık görüntü yavaş yavaş dağıldı. Kokusuna gerek olmayan maun ateşi de sönmüştü anlaşılan. Benim kocaman pencerem vakti geldiği için kapanmıştı. Sesler kesildi… Baharlar karanlığa karıştı. Biz sadece bakıyorduk. O berraklık içinde dans eder gibi gezinen en güzel kelimeleri seçtik birbirimize anı olsun diye hediye ettik. Vakit çok ilerlemiş olsa gerek ki melekler de secdelerini tamamlamış kalkıyorlardı. O günden sonra hiç konuşmadık.

2 Yorum var

  1. Gönderen Nazmiye Denizer Tarih December 9th, 2007

    Semih Bey şu kısa deneme yazısındaki kullandığın tasvir ve benzetmelerle bir 300 sayfalık kitap yazabilirdin ve bizde ne demek istediğini anlamak için üç kere okumak zorunda kalmazdık. Hangisi önemli, bir şeymi söylemek istiyorsun? Sadece süsleme sanatımı yapmak istiyorsun?
    Başarılar

  2. Gönderen Enver Tarih December 20th, 2007

    Yazı; başları kopuk, ayakları yere basmayan cümlelerin gözleri önünde “imla kaidesizliklerinin”nin sehpasında “tek komutla” idam edilmelidir. Boynunda da “hayal mahsulü tasvirler”den mensuc bir urganla. Muhayyile konuşturuluyor ve bir ders verilmek isteniyorsa beyhude ve berheva olmuş demektir. Şiir; sıradan insanların söyleyemeyeceği sözlerdir cümlesini duyan müteşairin “ağzımdan hamamböcekleri çıkıyordu” cümlesiyle yola koyulması sonuç itibariyle ne denli isabetsiz ise söz konusu yazı da bir o kadar sonuçsuz, bol yapraklı ancak meyvesiz ağaç gibi akimdir, neticesizdir. “Buğulu bir hava” frenkçe tabirle “flu” bir manzara ile gerçekleri örtbas etme de bir işe yaramayacaktır.

Posting your comment.

Yorum Yap

    Yazarlar

      Harun Tokak
      Issık göl şehidi
      Ali Bulaç
      "LÜZUMSUZ MERHAMET!"
      Sadık Yalsızuçanlar
      Hz. Mevlana’yı Okumak
      Berat Demirci
      "TO BE"
      Dr. Selma Karışman
      ŞİİRİMİZ VE BİZ -1-
      Mahmut Nefise
      TAİFE-İ SANATKÂR
      Şeref Yılmaz
      Şehirlerin Dili
      Hüseyin Bargan
      RAFLARDAKİ EKSİK KİTAPLAR
      Münir Arıkan
      Kurumsal Gıybet
      Talat Ordu
      MEVLANA, OĞUZ ATAY, FAZIL SAY?
      Niyazi Sanlı
      SON CÜMLE

      Arsiv

      • March 2008
      • February 2008
      • January 2008
      • November 2007
      • October 2007
      • September 2007

_blank

  •