SATILIK
Kamil Bey ile yemeklerimizi yedikten sonra çınar altında kahvelerimizi yudumladık. Biraz geçmişten biraz da gelecekten bahsettik. Tecrübeli, atik, isabetli kararlar verebilen bir insan. İş hayatında hep başarılı ve dürüst olmuştur. Piyasada, Kamil Bey dendi mi, parmak ile gösterilirdi.
Çınar altından kalktık, yürümeye başladık. Kamil Bey, bir dükkânın camında “acil devren satılık” yazısını okudu. “Vah! Vah!” dedi. “Aziz Bey görüyor musunuz? Yeni neslin halini. Sıkıştıkları andan hemen “acil satılık” yazısını yapıştırıveriyorlar. Sen, ben olsak böyle mi yapardık? En çıkmazında istemeye istemeye “satılık” yazardık sadece, değil mi?
- Haklısınız Kamil Bey! Yeni nesil ticaret hayatında gözü pek kara. Lakin isabetli kararlar veremiyorlar. Üstelik sabırları, küp şekerin çayda erime süresi kadar. Geçen bir arkadaşın oğlu müşterisini dükkânından kovdu.
- Neden böyle yaptın, dedim.
- Bir ay oldu hala borcunu ödemedi, dedi.
- İyi ama güzel çocuğum idare ediver. Ayıptır, günahtır, dedim.
- Yok amca! Asıl onun yaptığı ayıp, dedi.
Biraz nasihat ettim çocuğa müşteri velinimettir, her zaman lazım. Bugün yoksa, yarın olur parası, öder borcunu, dedim. Çocukta bir inat bir inat…
- Aziz Beycim! Çok da üstelemek iyi değil. Yanlış anlıyorlar, farklı yorumluyorlar durumları, suçlu sen, ben oluyoruz sonra. Bu yaştan sonra insanın gücüne gidiyor.
- Haklısınız. Pek üstelemeye gelmez bu alınganları.
- Aziz Bey! Oğlumu bir ziyaret etsek dükkânında, ne dersiniz? Vaktiniz var mı?
- Var tabi. Nasıl isterseniz?
Caminin avlusundan üst sokağa geçtik.
- Piyasa pek durgun.
- Sezon sonu tabi. Ağustos’ta açılır.
- Aziz Bey! Benim oğlanı görüyor musunuz? Dükkânın önünde tavla oynuyor. O kadar da tembihledim, yapma şunu, diye. Yakışık alıyor mu hiç?
- Haklısınız. Ekmek teknesinin önünde böyle bir zaman öldürme aracı hiç de yakışık almıyor.
Oğlu, sırtı bize dönük olduğundan geldiğimizi fark etmemişti. Kendini öyle bir kaptırmış ki tavlaya, müşteri gelse, şimdi git sonra gel, diyecek gibiydi. Kamil Bey, oğlundan gözünü ayırıp camdaki yazıya baktı. Gözleri zayıf olduğundan kısarak okumaya çalıştı.
- Aman Allah’ım! Aziz Bey! Camdaki yazı düşündüğüm şey mi?
- Evet, Kamil Bey! Maalesef düşündüğünüz şey yazıyor.












çok sevdim hikayenizi… tebrik ederim efendim