Sanal Edebiyat
Edebiyatın yaşamın kıyılarına doğru çekildiği (itildiği) bir zamandayız. Bilgisayar/internet ortamındaki edebiyattan söz ederken, sorunu bu bağlamda ele almamız gerekir diye düşünüyorum. Edebiyatın kökeni edeptir. Edep, gerçeklik iyilik ve güzelliktir. Bu üç kategorinin birbirini gereksindiği edep ortamının, sanal bir zeminde nasıl bir niteliğe büründüğüne bakarken, edebiyatla yaşam arasındaki damarların kurumakta oluşuyla işe başlamalı. Bu ilişkinin doğasının bozulmasında, adına internet veya başka bir şey ne denirse densin, sonuçta modern teknolojik burjuva uygarlığının önümüze getirdiği iletişim ortamlarından biri olan bu türden yeni zeminlerin de katkısı vardır. Söz ve yazının yerini, bu türden mediumlar alırken, sahih bir iletişim ortamı olan edebiyatın doğasında da köktenci değişimler gözlenmektedir. Edebiyat, kökeninden, edepten gitgide uzaklaşmakta, daha kişisel ‘teknolojik’, ticari vs. bir sürece dönüşmektedir. Daha geçen gün, adına ‘market kitapları’ denen bir kitap ‘format’ının varlığından haberdar oldum. Sayfa sayısı, dili, kapağı, fiyatı ve satış yerleri aynı olan bu tuhaf şeylerin, yayınevlerine inanılmaz bir kazanç sağlamakta olduğunu öğrendim. Edebiyatın internet ortamında yer almaya başlaması da bu süreçte belirmiştir. Kağıdın, mürekkebin, kitabın, cildin, harflerin ve kelimelerin yerini ekrana, klavyeye, passwordlara, maillere, winziplere terkettiği bu iletişim ortamında yer alan edebiyatın bence kimyasında da bir değişme kaçınılmazdır. Bunu söylerken, kimi kitapların, öykülerin veya şiirlerin derlenip toplandığı edebiyat sitelerini kastettiğim kadar, belki daha çok, çeşitli edebi yazışmaların, tartışmaların, kavgaların ve sataşmaların yaşandığı, eş dost, cemaat, grup vs. gibi ilişkilerle ve tercihlerle oluşturulan ve kurgulanan kimi zeminleri kastediyorum. Bu türden çabaların, edebiyata bir katkısı var mı? Örneğin daha çok insan, ücretsiz ve süratli biçimde çeşitli ‘metin’lere ulaşıyor; çeşitli edebi etkinliklerden hızlı bir biçimde haberdar olunuyor diye bu çabalar edebiyat açısından bir kazanım sayılabilir mi? Ben, esas olanın kitap olduğunu düşünürüm. Aslolan sözdür, kağıttır, yazıdır ve mürekkeptir. Edebi ‘metin’e dokunulmaksızın, onunla sahih, hakkalyakin düzeyinde bir ilişki kurulamaz zannındayım. Çeşitli sanal çalışmaların, belki edebiyat ‘ortamı’na ve kültürüne katkıları olabilir, ama, aslolan ‘eser’dir. O ise, edebi olanın, edeple ilgili olanın temel, vazgeçilmez kaynağıdır, ortamıdır. O olmayınca, dileyen dilediği kadar haberler, yorumlar, mailler, sitelerle meşgul olsun, bu, esasa ilişkin olana herhangi bir şey sağlamaz. Belki esas olan, böylesi etkinliklere ‘malzeme’ sağlayabilir. Edebi olan ise, bir ‘malzeme’ yığını, bir malzeme düzenlemesi değildir. Söz ve yazı, insanın en doğal sesidir, meramın, insanlığına temel teşkil edenin ifadesidir. İnsanın kitapla ilişkinin yerini hiçbir ilişki biçimi alamaz. Bendeniz,sesli vs.kitabın da yanlış olduğu kanaatindeyim. Özü sağlam olmayan biçimle çok uğraşır. Kitabın formu, formatı vs hiç önemli değildir. Türkçenin modern dönemde en güzel şiirsel örnekleri olan Sezai Karakoç metinleri, samankağıdına sade biçimde siyah mürekkeple düşürülmüştür. İnternetteki sözün, bedensiz olduğunu da gözönüne almalıyız. Telefon gibi. Bu değişim süreçleri böyle sürüp gider. Ama geriye hep hakiki ve sahih olan kalır. Bir başka husus ise, ahlaki bir çöküşün de belirtisi olan internet yazışmalarıdır. Böylesi ortamlarda edepten nasipsiz bir sürü cahil, insanların hukukunu çiğnemekten, uluorta küfretmekten, eleştiri adı altında insanların şahsiyetlerine hakaret etmekten çekinmemektedir. Nefsin emmare düzeyinden yapılan bu türden yazışmaların edebe, edebiyata olsa olsa olumsuz katkısı olur. Yüzyüze söylenemeyen pek çok söz, internet ortamında rahatlıkla sarfedilebilmektedir. Bu, bu türden teknolojik ortamların kendi kodlarının devreye girmiş olduğunun da göstergesidir.












Hocam bütün kalbimle size katılıyorum…
aslolan kitaptır..
kitabı ele almak, sırları kalemle işaretlemek..
bu hazzı sanal ortamda yakalamanın mümkün olmadığını düşünüyorum…
hislerimize tercüman olmuşsunuz teşekkürler..
“Çeşitli sanal çalışmaların, belki edebiyat ‘ortamı’na ve kültürüne katkıları olabilir, ama, aslolan ‘eser’dir. O ise, edebi olanın, edeple ilgili olanın temel, vazgeçilmez kaynağıdır, ortamıdır. O olmayınca, dileyen dilediği kadar haberler, yorumlar, mailler, sitelerle meşgul olsun, bu, esasa ilişkin olana herhangi bir şey sağlamaz. Belki esas olan, böylesi etkinliklere ‘malzeme’ sağlayabilir.”
Sayın Yazar şimdi bu yazı ‘eser’ midir, ‘malzeme’ mi?
Aydınlatırsanız sevinirim.
Selam ve sevgilerimle,
A.Ş.
değerli a.ş.,
tabii ki ‘eser’ değil. eser, ibn arabi hazretlerinin bahsettiği saikle telif edilendir : ‘bütün bu eserleri yazarken müellif olmak veya eser telif etmek gibi bir amaç gütmedim, sadece kalbimi sıkıştıran bir ilhamı aktarmak zorundaydım.’
bizimkisi bir dertleniş, bir sohbet, bir sesli düşünme girişimi…yoksa ne müellif ne telif bizim gibiler için kullanılacak kelimeler değildir.
yakındığım ‘market’ kitaplarından bendenizin de iki adet ‘kitabım’ yayımlandı geçenlerde maalesef.
maalesef diyorum, bu yakınmayı sürdürmemiz gerektiği kanaatindeyim. bu sürecin içine istemeden giriyor, sağımızdan solumuzdan bulaşıyoruz ama tümüyle teslim olmamak ve direnmek, belki bir gün ‘edeb’e ulaşabiliriz diye umutlanmak gerekir.
esasen, modern zamanlarda hakiki manada ‘derdini söyleyen’bir edebiyatçıya rastlamak güçleşti, pek çok edip artık bir tür ‘estetik yöneticilik’le meşgul vesselam
selam ile
sadık