Tahlil Atölyesi
Kibrit Kutusu ve Termometre?
“BABAMIN BAVULU”NDAN ÇIKANLAR
BANA BİR MASAL ANLAT BABA
   Uygulama Atölyesii
SON VEDA
   Yazarlik Okulu
YAZARLIK OKULU 2007 TAKVİMİ
YAZARLIK OKULU NEDİR?
YAZARLIK OKULU 2006
YAZARLIK OKULU VE YAZAR OLMAK

ORHAN PAMUK’TAN DERSLER

Eleştiri

Vedat SEHERAY

Oryantalist bir dille yazmasını görmezden gelirsek –ki Batı’da romancı tanınmak için belki de öyle olması gerekiyordu- Orhan Pamuk, Nobel ödülünü Türklerden bir yazarın da alabileceğini göstermesi açısından tebrike şayan bir şahsiyet. Nobel Edebiyat ödül komitesinin ödül kriterlerinin neler olduğunu ve seçmede siyasi birtakım hesaplar yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Ayrıca ödülün vasat bir romancıya verilmeyeceği de açık…

İdeolojik düşüncelerine katılıp katılmama konusundan kendimi tecrit ederek onun yazma iştiyakından ve yazma tekniklerinden bazı dersler çıkarılabileceği kanaatini taşıyorum. Öteki Renkler kitabı onun nasıl ve niçin yazdığına dair fikirleri için iyi bir başvuru kaynağı.

GEREKÇE

Pamuk, Stockholm’de yaptığı ödül konuşmasında yazma gerekçelerini on civarında madde ile dile getirmiş. O maddelerden kişiyi yazmaya sevk eden sebeplerin farklı yönlerinin olabileceğini görüyoruz. –Esasen bu maddeler temel birkaç sebebe indirilebilir- söz konusu konuşmada anlattığına göre yazma sebepleri şunlar:

- Yazmanın alışkanlık ve tutku haline gelmesi.

- İçinden gelen bir duygu olması.

- Yalnız kalmak istemesi.

- Bir odada bütün gün oturup yazmanın çok hoşuna gitmesi.

- Başkaları gibi normal bir iş yapamadığı için yazmayı tercih etmesi

- Kütüphanelerin ölümsüzlüğüne ve kitaplarının raflarda duruşuna çocukça inanıyor oluşu.

- Kâğıt, kalem ve mürekkebin kokusunu sevmesi.

- Okunmaktan, yazmanın getirdiği şöhret ve teveccüh-ü nasdan hoşlanması.

- Belli bir noktadan sonra herkesin kendisinden roman yazmasını istemesi.

- Hayatın ve dünyadaki her şeyin inanılmayacak kadar güzel ve şaşırtıcı olduğunu düşünmesi; bu özellikleri anlatmanın zevkli olduğunu düşünmesi.

- Hep gidilecek bir yer varmış ve oraya bir türlü gidemiyormuş gibi bir duyguya kapılması, o duygudan kurtulmak istemesi.

- Bir türlü mutlu olamaması ve mutlu olmak için yazarlığı seçmesi.

İŞTİYAK, DİSİPLİN VE GAYE-İ HAYAL

Gerekçeleri bu kadar çeşitlilik arz eden Pamuk, her şeyden önce çalışkan bir yazardır. Mütemadiyen yazmış ve hayatını yazarlığa göre şekillendirmiştir. Kendisine bir yazıhane kiralamış, gece gündüz masasında roman yazmaya koyulmuştur. Nasıl çalıştığını kendi dilinden okuyalım:

Sabah dörde kadar… Tam 4′te uyurdum. Bu 16 yıl böyle sürdü. Pek çok romanımın en iyi sayfalarının gece yarıları tam sessizlikte yazmışımdır.(s.68) “…artık erken yatıp sabahleyin 7′de kalkıyorum. Romanlarıma daha çok sabahlar hâkim olmaya başladı.(s.69) …hesabıma göre senede 300 güne yakın çalışıyorum ve 170–180 sayfa yazıyorum. Demek ki ben aslında günde 0,75 sayfa yazıyorum. Bir sayfa yazamıyorum, ama bütün günüm burada geçiyor. Tabii bazen de şöyle oluyor: 15 gün uğraşıp 10 sayfa yazıyorsunuz, sonra hepsini çöpe atıyorsunuz. (s.72,73)

Gece 21.30′da yatıp sabah 03.30′da kalkıyordum bir dönem. Sabah 10′a kadar yalnızca kahve içerek ve olağanüstü yazıyordum. Böyle sessiz bir ortamda sanki bütün dünya sana yaz artık yaz diye bağırır. (s.76)

Yazma ve disiplinli çalışma arasında bağa vurgu yapan ve yazar adaylarına kolay bir yola girmemiş olduklarını düşündüren sözleri:

Yazarlık çok disiplinli bir iştir. Yüzlerce kuralınız olacak; bunlar sizi çalışmaya itecek. Geleceksin, kahveni yapacaksın ve küçük törencikler başlayacak. Neler onlar? Masa üzerinde kahven, küçük kâğıtların, yapılması gereken işlerin olur. Telefonu kaparsın, kendi kendine volta atarsın. Masanda oturursun. Seni çalışmaya zorlayacak şeyleri yaptıkça mutlu olursun. Onların mutluluk olduğuna inanırsın. Bu bağlamda disiplin ister yazarlık. (…) Bir anlamda kendimi kurallarla döve döve, kendimi ite ite, terbiye ede ede yazar yapmışımdır. (s.70) Yazarlığı gösterişli jestler, büyük dramatik hayatlar sanıyorsanız bundan bir an önce caymanız lazım. Küçük bir odada, kendi kendinize, küçük alışkanlıklarınızla iğne ile kuyu kazarak ve aslında bütün gün bir sayfaya bakarak ve bunu yapmayı severek hayal gücünüzü işleterek yaşamayı göze alabiliyorsanız yazarlık serüvenine girişebilirsiniz. (s.71)

Romancılık gaye-i hayal ölçüsünde bir hedeftir onun için: Romancılığı sevdim ve bu işi yapmak istediğimi, hayatta başka hiçbir şeye talip olmadığımı gördüm… ( S.49) Yazmanın hastasıdır adeta: …benim gibilerinin durumunda en iyi tedavi, en büyük mutluluk kaynağı her gün iyi bir yarım sayfa yazmaktır. Yirmi beş yıldır aşağı yukarı her gün on saatten olmak üzere bir odada, masamda yazıyorum. Ortaya çıkarabildiğim, yayımlayabildiğim miktar bu yirmi beş yılda ortalama her gün yarım sayfadan da az. Üstelik büyük ihtimalle benim iyi dediğim ölçüden de biraz eksik.(s.14)

Yeni Hayat yazarı, yazma işine girişmeden, romancılığın dünyada ve ülkemizde nerede olduğunu öğrenmiş, Cevdet Bey ve Oğulları klasik anlayışa, Beyaz Kale ile tarihi romana, daha sonraki eserleri ile dünyadaki günümüz roman anlayışına muvazi şeyler yazmaya çalışmıştır. Bu konuda, “Türk romanını çok okudum, hatta zaman zaman düşündüğüm gibi gereğinden de çok. Her şeyi okuduğumu bile düşünürdüm kimi zamanlar. Başka şeyler okusaydım daha iyi ederdim diye düşündüğüm zamanlarda bir zorunluluk duygusu yüzünden okuduğumu anlarım hep: Sizinle aynı dünyayı ve dili paylaşanların ne yaptıklarını iyice öğrenmeden değişik bir yolculuğa bilinçle çıkamazsınız,”(s.109) der.

Türkiye’den Tanpınar’ı, dünyadan ise Dostoyevski’yi nazara verir:

Tanpınar’ın Edebiyat Üzerine Makaleler’i, Türkçenin en zengin, en dolu, en öğretici, en derin deneme kitabıdır.(s.167) Benim için yirminci yüzyılın en büyük yerli yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar‘dır. (…) Doğu ile Batı arasına kendi vicdan azabını, sessiz hüznünü yerleştirerek eserine olağanüstü bir hakikilik duygusu vermiştir. Kitapları her iki dünyadan beslendiği ve her ikisini de kucaklayabildiği için öylesine derin, roman kahramanları da bu yüzden karmaşıktır.(s.166)

“Bana göre bu binyılın kitabı Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler‘idir. Bu dünyada yaşamanın, öteki insanlarla birlikte olmanın ve öteki dünyayı düşlemenin bütün sorunlarını neredeyse ansiklopedik bir boyuta varan bir genişlik ve yürekten gelen böylesine sarsıcı bir yoğunlukla dramlaştırabilen bir başka kitap bilmiyorum.(s.215)

Edebiyat ve hayatın bunaltıcılığı arasında irtibatın olduğunu söyler:

İnsan ne kadar sıkılırsa on kadar hayal kurar. Bu yazı sizi eğlendiriyorsa eğer, kendimden de çok sıkıldığım içindir. Pek çok güzel edebiyat eserinin arkasında kendi varlığını hissettirmeden çevrelerini aydınlatan zarif lambalar gibi bir sıkıntının varlığını hissetmişimdir. (s.15)

TEKNİĞE DAİR

Roman tekniğine dair sözlerinden bazıları da şunlar:

Karakterin ruhuna hulûl

Romancılık kendini başkaları ile özdeşleştirmek, kendini dışarıdan görebilmek ve bütün insanlığa dağıtabilmek yeteneğidir bir anlamda. (s.75)

Ayrıntılar

Şiir sözcüklerle yazılır sözüne alışmışızdır. Roman ne ile yazılır? Sanıyorum ayrıntılarla. Büyük doğrular, sağlam davalar, önemli toplumsal gerçeklikler, yüce idealler (…) yazılı bir metni roman yapmaya yetmez. (Fethi Naci’den nakille) (s.196)

Karakter ve çatışma unsurları

“Benim için bir kitabı ayakta tutan şey onun içindeki çatışmalardır. Yazarın kesin fikirleri değil, kahramanların birbirleriyle çatışan kesin fikirleri yaşamalıdır. Bir kitap bir fikirle değil, en azından iki fikirle yazılır. Bu fikri güçlü kuvvetli temsil edecek iki karakter, bunların çeşitli yansımaları olacak sekiz karakter, bunların güçle ama hakiki karakter olarak, sahih olarak bütün seslerini çıkarmalarından doğan sestir asıl roman.” (s.103)

Çocuksu (eğlenceli) yazmak:

Yazarlık okura, bunu tam ben de söyleyecektim ama o kadar çocuksu olamadım dedirtebilme hüneridir. (s.18)

Başlama anları

Dolmakalemi elime alır almaz yaptığım ilk iş Hemingway’in öğüdüyle önceki gün yazdıklarımı okumaktır. Bu beni hem romanımın havasına sokar, hem de yazdıklarımı yeniden değerlendirme şansı verir.

İlk cümle! Bütün mesele odur işte, ilk cümleye başlayabilmek. Bu cümleyi yazdıktan sonra genellikle ikincisi üçüncüsü gelir.

Genellikle 5-6 cümle yazdıktan sonra takılırım. Çünkü o bana çok gelir. Çok yazdığıma göre mutlaka bir yerde gevşeklik yapmışımdır. Kötü bir şey yazmışımdır. Dur şunu yeniden okuyayım derim. Okurum ve mutluluktan ve bu gerginlikten ayağa kalkar ve yürümeye başlarım. Bütün gün yaptığım asıl budur işte. Volta atarım. (s.74)

Yazdıklarını yırtabilmek:

Elimi korkak alıştırmamışımdır. Yırtmak en büyük eleştiridir. (…) Yazarlığın temel sırlarından biri yırtıp atmak, biraz daha iyi bir sayfaysa silip değiştirmektir. (s.74)

İstidatın önemi:

…edebiyat dünyası biraz da yetenekle döndüğünü itiraf etmek (gereklidir). Ama ne yazık ki kural budur. İyi ki de vardır, yoksa herkes yazar olabilir. (s.74)

Üslup-şahsiyet irtibatı

Her yazarın kendi yazarlık kişiliğinde, yani kendi oluşturduğu üslûbunda öyle unsurlar vardır ki, bunlar o yazarın yaşadığı çağın edebiyat sorunlarından, yazarın hatta kendi edebî yeteneğinin renginden kaynaklanmaz. Yazarın hayatındaki bazı ayrıntılardan, yatkınlıklardan, rastlantılardan kaynaklanır. (s.128)

Pamuk’un romancılık serüveni, yazma isteği, macerası, röportajlarından alınan bölümler için Öteki Renkler kitabı okunabilir.

Hamiş: Selim İleri’nin kendi yazı macerası hakkında ne söylediğini merak edenler 16 Aralık 2007 tarihli Zaman Gazetesi’nde yazdığı Ülküm Yazar Olmaktı isimli yazısına bakabilirler.

1 Yorum var

  1. Gönderen Hasan Parlak Tarih January 30th, 2008

    Dikkatlere sunduğunuz noktalar, yazı sevdasının gerektirdiği bütün çile ve gayretleri bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Sıkılmadan okunan, ufuk açıcı ve rehber bir yazı kaleme almışsınız. Zaten insan, yapmaya karar verdiği işlere bilinç ve ciddiyetle başlama iradesini gösterebildiği ölçüde başarıya ulaşır. Paylaşımınız için teşekkürler size ve Serin Selvi’ye teşekkürler.

Posting your comment.

Yorum Yap

    Yazarlar

      Harun Tokak
      Issık göl şehidi
      Ali Bulaç
      "LÜZUMSUZ MERHAMET!"
      Sadık Yalsızuçanlar
      Hz. Mevlana’yı Okumak
      Berat Demirci
      "TO BE"
      Dr. Selma Karışman
      ŞİİRİMİZ VE BİZ -1-
      Mahmut Nefise
      TAİFE-İ SANATKÂR
      Şeref Yılmaz
      Şehirlerin Dili
      Hüseyin Bargan
      RAFLARDAKİ EKSİK KİTAPLAR
      Münir Arıkan
      Kurumsal Gıybet
      Talat Ordu
      MEVLANA, OĞUZ ATAY, FAZIL SAY?
      Niyazi Sanlı
      SON CÜMLE

      Arsiv

      • March 2008
      • February 2008
      • January 2008
      • November 2007
      • October 2007
      • September 2007

_blank

  •