Tahlil Atölyesi
Kibrit Kutusu ve Termometre?
“BABAMIN BAVULU”NDAN ÇIKANLAR
BANA BİR MASAL ANLAT BABA
   Uygulama Atölyesii
SON VEDA
   Yazarlik Okulu
YAZARLIK OKULU 2007 TAKVİMİ
YAZARLIK OKULU NEDİR?
YAZARLIK OKULU 2006
YAZARLIK OKULU VE YAZAR OLMAK

MİNİK KIZIM RABİA HÜMEYRA İLE BİR ALIŞVERİŞ ÖYKÜSÜ

Yazarlar

Rabia Hümeyra ailemizin üçüncü göz bebeği. Aramıza katılan son yavrumuz. [ Şimdilik J]

Çok şükür, o da ablası ve abisi gibi, çok duygusal, çok sempatik ve çok zeki bir yavrumuz.

Alışverişleri benimle yapmaktan büyük keyif aldığı için, o gün süper markete giderken yine benimle geldi.

Alış veriş arabasına oturup, bir elinde hazırladığım alışveriş listesi, diğer eliyle yaklaştırdığım raflardan alacaklarımızı toplayan bir alış veriş robotu oluyor süper markette.

6 yaşın verdiği sempatikle, okuma yazması olmamasına rağmen, alacaklarımız konusunda neredeyse benimle yarışacak.

Bazen fiyatları, bazen markaları, bazen de içerikleri sorar. “Babacığım şuna bir baksana, son kullanma tarihi ne zaman” tatlı sert emirler verdiği de olur.

Alış veriş arabasını sürüşümden özel bir keyif alır. Çarpacakmış gibi yaklaştırdığım rafların önündeki duruşumdan memnun olur. Poşet hazırlar, tartılacakları manav reyonuna götürüp tarttırıp, alış veriş arabasına koyar. Tam bir keyif olur onunla alışverişimiz.

Yine her zamanki gibi keyifli bir alış kısmından sonra, kasaya yaklaşıp aldıklarımızın parasını veriş kısmına geldiğimizde, kasiyer ablasına şirinlik yapmadan duramadı. Kasiyer kızcağızla biraz konuştular.

Ben alış veriş arabasındaki ürünleri kasa tezgâhına koyarken Hümeyram yanıma sokuldu hemen.

“Babacığım bi dakika gelir misin?” diye.

Bir taraftan da eliyle beni çekiştiriyor ve kasadan uzaklaştırmaya çalışıyordu.

“Yavrum!” dedim. “Bak kasadan geçirmedik daha aldıklarımızı. Parasının da ödemedik daha!”

Aslında o da biliyor alış veriş sürecini. Veriş sürecini geçmeden, bunun bir alış veriş olmayacağını çok iyi biliyor. Kasadan para ödememiz lazım. Aldıklarımızı poşetlere koymamız lazım. Ki bu poşetleme işinde başyardımcımdır.

“Olsun!” dedi. “Biliyorum. Ama çok önemli!”

Tabi, çok önemli, deyince mecburen kasadaki aldıklarımızı bir müddet oracıkta bırakıp, kasadan biraz uzaklaştım. Elimi tutup çektiği yere kadar gittim onunla. Kasadan birazcık uzaklaşınca beni kendine doğru çekti. Eğildim.

“Babacığım, biliyor musun ya?” dedi. “Kasiyer Abla ismimi hatırladı ya! Bu çok güzel bir şey ya!”

Yüzünde müthiş bir tebessüm. Adam yerine konmuşluktan kaynaklanan hafif çalıma kaçan bir haklı gurur. J Önemsenmenin, o kadar insan arasında fark edilmenin ve hele hele adıyla hitap edilmenin verdiği harikulade bir mutluluk.

Parıldayan gözlerinde bunların hepsini gördüm bir anda.

“Çok güzel yavrum ya!” dedim. “Harika bir şey bu gerçekten! Afferim kasiyer ablaya!”

Sonra kasaya yaklaştım. “Ablası!” dedim. “Hümeyramıza ismiyle hitap ettiğiniz, adını hatırladığınız için o kadar mutlu ettiniz ki bizi. Size nasıl teşekkür edebileceğimizi bilemiyoruz.”

“Estagfirullah efendim!” dedi kasiyer kızcağız. “Biz Hümeyrayı çok seviyoruz. Çok akıllı, çok güzel bir kız. Onun adını hatırlamayacağız da kimin adını hatırlayacağız?”

Hümeyramla göz göze geldik.

Bize mutluluk yaşatan bu tür özel anların özel insanları ile karşılaştığımızda, gidip küçük de olsa bir hediye alır ve hemen geri gelirdik.

Masum gözlerinde, bir sonraki adımı bilmenin verdiği bir kararlılık ve bilmişlik sezdim.

“Haydi, babacığım, kasiyer ablamıza da bir hediye almamız lazım.” der gibi bakıyordu.

Kasiyer kızcağıza teşekkürler edip, alış veriş keyfini bitirdik.

Yolda kasiyer ablasına bir sonraki alış verişte verilmek üzere küçük bir hediye aldık. Kasasının bir kenarına koyup, bizi hatırlayabileceği küçük bir hediye, dedik.

Eve geldik. Eşim Sema Hatuna ve çocuklara heyecanla yaşadıklarımızı anlattık.

Oğlum İkbal ve kızım Büşra da eşim gibi bizimle aynı fikirdeydi. İnsanların isminin hatırlanması, insana hoş bir duygu veriyordu. Hep beraber Hümeyramızı tebrik ettik. Çünkü bütün bu güzellikleri yaşamamıza onun aklı ve uslu oluşu ve güzel özellikleri sayesinde kasiyer ablası tarafından fark edilişi sebep olmuştu.

Ailecek yaşadığımız sevinçten sonra, işin bana düşen kısmını yüklendi beynim. Bir düşünce koçu olarak Ezop’un “Bilgi azaptır!” sözünü düşünerek.

Yurtdışına her gidişimde, oralardaki kasiyer kızların görevlerini ciddi bir sempatiklikle yapışı, paranızı alırken yüzünüze bakışı, para alırken ve para üstü verirken mutlaka aldıkları ve verdikleri rakamları telaffuz etmeleri hep imrendirdi beni.

Türkiye’ye geldiğimde süper marketlerin sahipleri ve yöneticileri ile konuşup, kasiyerlerle ilgili bazı davranış önerilerinde bulunurdum.

Danışmanlığını yaptığım süper marketler zinciri dâhil, bu konuda başarılı olduğum söylenemez.

Aslında basit şeylerdi isteklerim.

Kasiyerler mutlaka müşterinin yüzüne baksın.

Gülümsesin.

Kartınızı alırken (Kartta isminiz yazılı zaten.) bir zahmet karttaki isminiz çaktırmadan okuyup, “Buyurun Münir Bey hoş geldiniz!” desin.

Para alırken “Efendim 100 YTL’nizi alıyorum. Alışverişiniz 65 YTL tutmuş. Bu da 35 YTL para üstünüz. Bizimle alış veriş yaptığınız için çok teşekkür ederiz, yine bekleriz!” desin.

Yanımda eşim ve çocuklarım varsa, onları da fark etsin. Onlarla da ilgilensin.

Alınan bir oyuncak veya çocuk ürünü varsa, “Ne kadar şanslısınız çocuklar, bakın babanız size ne kadar güzel şeyler almış yine!” desin.

Eşimle konuşsun. “Ailecek bir alış veriş ne kadar keyifli değil mi efendim? Allah bozmasın bu mutluluğunuzu!” filan gibi bir şeyler söylesin.

Yani yaptığı işi üstün körü yapmasın.

“Ya kaç saattir mola bile vermeden çalışıyoruz zaten iflahımız söküldü!” gibi bir tavır hissettirmesin bana.

“Aldığımız maaş üç kuruş, istediğiniz hizmet on üç kuruş. Kim verecek kendimizden harcadığımız on kuruşu?” cinsinden on para etmez laflar veya davranışlar sergilemesin.

Mutlu, enerjik, sinerjik olsun. İşini sevsin. Müşterileri memnun etsin.

Ben de oraya geldiğime, onları tercih ettiğime sevineyim. Girdiğime de gireceğimi de pişman etmesin beni.

Aslında bunlar sıfır maliyetli kalite yükselticiler.

Yeni reyonlar, yeni kıyafetler, yeni kasalar gerekmiyor. Sahip olduklarımızla daha fazla kalite üretebilir, insanları daha fazla mutlu edebiliriz. Ama bunun için sevdiğimiz işi, gönüllü olarak yapmak şart.

Bütün bu yaşadıklarımdan sonra şimdi bakıyorum da, yapacağım alışverişlerde kızım Hümeyra yanımda ise, benim o süper marketten başka bir yere gitmem mümkün değil.

Sebep?

Kasiyer kızcağız, Hümeyramızın ismini hatırladı. Ona ismiyle hitap etti. Onu fark etti. Onu mutlu etti.

İşte daha fazla kalite ve başarı için küçük bir hayat dersi.

İnsanları önemsedikçe, onların da sizi önemsemesini sağlıyorsunuz. İnsanlara bir şeyler verdikçe, onların da sizin için bir şeyler vermesini sağlıyorsunuz.

Bu Yazıdan Çıkartılacak Dersler J

Alışverişlerinizi tek başına yapmayın. Ailecek yapın. Ailecek yapamıyorsanız, çocuklarınızla yapın. Bu hayat sizin. Biricik, tek ve eşsiz hayatınızı ailenizden ayrı yaşamayın.

Alışverişlerinizi ailenizle birlikte yaparken, o eşsiz anları sevgiyle – sevinçle hatırlanacak anılara dönüştürün. Sempatik davranın. Şirinlik yapın. Mutluluk yayın. Çocuklarınız sizinle birlikte olduklarına sevinsinler.

Gittiğiniz her yere bir fikir götürün. Orada neleri değiştirebileceğinizi düşünün. Önerilerde bulunun. İletişime geçin. Hayat öyle arasından rast gele geçip gidilecek kadar kıymetsiz değil. Hayatın arasına kaynayan garnitür olmayın. Onu dolu dolu yaşayın.

Farklı ülkeler, şehirler ve bölgeleri dolaşırken, mutlaka oraya ne katabileceğinizi ve oradan ne alabileceğinizi de düşünün. Zenginliklerin yayılmasını sağlayan bir kültür elçisi olun.

İnsanlara ismiyle hitap etmenin büyüsünü anlayın. İsimleri hatırlamaya çalışın. İsimleri hatırlayanları önemseyin. Teşekkür edin.

Birisi size veya ailenize bir mutluluk yaşattığında, onu küçük bir hediyeyle bile olsa ödüllendirin ki yaptığının iyi bir şey olduğunu anlayıp ona devam etsin. Ve başka başka iyilikler de yapsın.

Bir mutluluk yaşadığınızda onu içinize atıp tek kişilik bir mutluluk olarak tarihten silinmesine izin vermeyin.Onu başkalarıyla da paylaşın ki bire bin versin sevinçler ve mutluluklar.

Yaşadığınız küçük mutlulukları önemseyin. Bir çok insan onu bile yaşamıyor olabilir. Ve yaşadığınız mutluluğu başkalarının da mutluluğuna yol açacak bir şekilde paylaşın.

Size ve ailenize değer verin kişileri asla unutmayın.

Çocuklarınızı mutlu eden kişilerle daha sık görüşün. Çocuklarınıza sevinç yaşatan kişileri daha sık ziyaret edin. Çocuklarınıza kendini iyi hissettiren kişilerle daha fazla beraber olun.

Bu Yazıyı En İyi Özetleyen Özlü Söz

Her insan keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Keşfetmenizi, ona değer vermenizi bekler.

Hz. Mevlana

 

Yorum Yok

Posting your comment.

Yorum Yap

    Yazarlar

      Harun Tokak
      Issık göl şehidi
      Ali Bulaç
      "LÜZUMSUZ MERHAMET!"
      Sadık Yalsızuçanlar
      Hz. Mevlana’yı Okumak
      Berat Demirci
      "TO BE"
      Dr. Selma Karışman
      ŞİİRİMİZ VE BİZ -1-
      Mahmut Nefise
      TAİFE-İ SANATKÂR
      Şeref Yılmaz
      Şehirlerin Dili
      Hüseyin Bargan
      RAFLARDAKİ EKSİK KİTAPLAR
      Münir Arıkan
      Kurumsal Gıybet
      Talat Ordu
      MEVLANA, OĞUZ ATAY, FAZIL SAY?
      Niyazi Sanlı
      SON CÜMLE

      Arsiv

      • March 2008
      • February 2008
      • January 2008
      • November 2007
      • October 2007
      • September 2007

_blank

  •