KÜREVÎ HARARET
Pek Muhterem ve Aziz Okuyucularım;
Son zamanlarda kürevi hararetin (engilisçesi, global warming) tezayüdü sebebiyle sinirlerimiz gerim gerim geriliyor. Üzerine bir de hanemizdeki taife-i nisânın boş lakırdıları ilave edilince aziz okuyucularımı tenevvür etmek ve entelektüel seviyelerini yukarı kaldırmak için yazı yazmak hiç de kolay olmuyor. Pek çok zahmete gark olunuyoruz.
İstitradi olarak arz edeyim: Bizim köydeki Topal Mehmet, evinin altındaki değirmene keşkeklik (Tabi, bu yeni yetme nesil [englisçesi New generation] bilmez keşkek meşkek!) buğday kırdırmaya gittiğimizde ( O zamanlar ben buluğa ermemiş sübyan bir velettim. Dizlerim ve dirseklerim yara bere içinde olurdu haylazlığımdan mütevellit.) annemin dırdırlarını duyunca babacağzıma doğru burkulup “Karı kısmısı gâvur olur amma ve lakin her Müselmana da biri lazım!” deyivermişti de aklımda kalmış.
Aaa! İnsanın üzerine bu kadar da gelinmez ki canım!
Haydi, veletlerimiz kendi kanımızdan da elkızının dırdırını niye çekelim bu kürevî hararette? Baksanıza pek muhterem okuyucularım! Kutuplardaki ayılar bile bu kürevî hararetten tesir olunup hücumkâr olup çıkıvermişler meydana!
Gün geçmiyor ki televizyonlarda kürevî hararetin eskimiş, ihtiyar, yorgun dünyamız üzerindeki menfi tesirleri hakkında havadis çıkmasın!
Bendeniz, Türkçenin kuyruk kısmına sonradan iliştirilen “sel, sal” ilavesinden hiç hazzetmem. Lise tahsilim esnasında bir konferansta Yavuz Bülent Bakiler Beyefendi “Türkçeyi sala bindirip sele verdiler.” dediydi. Ben de bu lafı pek tuttum. Hakikaten de öyle!
Ne o öyle canım! “Küresel ısınma! Duygusal davranış! Kimyasal çözelti! Fiziksel temas!”
Aman diyeyim! Benden uzak olsunlar. Ben eski(mez) ve lisanımızda fıtrat haline gelen kelimelere istinat edeceğim sırtımı! Bu yüzden de “Küresel ısınma!” demeyeceğim.
Kürevî hararet, bana göre semavi bir afet! Yüce Rabbimiz kâinatı ve insanları en mükemmel surette yaratmış. İnsan eli değen her şey bir bozulmaya uğramış, kıyamete doğru hızla yol almaktayız. Vazgeçiverin şu dünya tamahınızdan da bizim gibi fukara kesimi de sizin yüzünüzden azap çekmeye başlamasın şu fani dünyada! Zaten seyyiatımız dağları aşmıştır! Öbür tarafta cayır cayır yanacağız! (Rabbim sen bizi muhafaza eyle cehennemin kürevi hararetinden! Amin! Amin! Amin!)
Nasıl ki mühendis beyefendiler, hendese ilmini bertaraf edip inşaatları muhkem inşa etmedikleri vakit, küre-i arzın şiddetli titremesi zelzele gibi afete tahvil olunuyorsa; gölgelik namındaki küremizi gözümüz ve gönlümüzü misillû koruyup kollamazsak, kirletirsek kürevî hararete sebep olup kendi helâket ve felaketimizi kendi ellerimizle hazırlayacağız.
Ne diyorduk?
Yaşlılık azizim! Unutuyorum ne diyeceğimi…
Hah! Kürevî hararet!
Efendim! Bu kürevî hararetin sebebi insan taifesinin ve hayvanatın huruc ettiği tabi gazlardan değil elbette! Ağaçlar canlı canlı ziyan ediliyor! Arsa mafyaları canım ormanlarımızı ateşe verip dünya namına mal mülk peşinde koşuyorlar!
Be boyu devrilesice mafya adamları! Ne utanmaz adamlarsınız siz! Kim bu fani dünyadan bir çöpü kefenin cebine koymuş da götürmüş! (Asabım bozuluyor kürevî hararetten! Bunlar insanı dinden imandan çıkarır canım!) Siz kusuruma bakmayın sevgili okuyucularım! Size nezaketim sonsuzdur!
Bir de şu G 8 ( Growth 8 ) memleketleri yok mu? Her yere fabrika kurup dünyayı dumana verip etrafımızı kirletiyorlar! Fabrika tesis etmeyin, demiyorum. Temiz fabrikalar tesis edin! Maliyeti fazla da olsa bu para bizim canımızdan da kıymetli değil a! Canı cehenneme paranın!
Bu kürevî hararetin tezayüdünden mütevellit daha fazla yazamayacağım! Şimdilik hoş kalın. Zat-ı şahanelerinize iyi bakın. Kendinize ve bize lazımsınız! Siz okumasanız biz kime yazacağız?
Öyle değil mi ama?
Haydin! Sağlıcakla kalın…
Küçüklerin gözlerinden büyüklerimin ellerinden öperim…












doğrusu bır yazıyı hem okumak hem de okurken kimi yerlerde güldüğünüze tanık olmak;titiz bir işçilik gerektiriyor.Bizlere bu manidar heyecanı ve tadı yaşattığınız için size ne yazsak eksik kalacak biliyorum!!Allah yolunuzu açık eylesin…