Tahlil Atölyesi
Kibrit Kutusu ve Termometre?
“BABAMIN BAVULU”NDAN ÇIKANLAR
BANA BİR MASAL ANLAT BABA
   Uygulama Atölyesii
SON VEDA
   Yazarlik Okulu
YAZARLIK OKULU 2007 TAKVİMİ
YAZARLIK OKULU NEDİR?
YAZARLIK OKULU 2006
YAZARLIK OKULU VE YAZAR OLMAK

KURBAN

Deneme

Meltem ÇİFTÇİ

İnsan yaşar. Olaylarla, zamanla, mekânla insanla boğuşarak… Her yeni gün yeni bir çizik atar. Bazen çizdiklerini silmek ister. Yeni sayfalar açmak, beyaz kalan limanlara sığınmak ister. Ama yapılan yanlış şeylerden sonra hayat çok da kolay almaz bağrına insanı.Kaçtıkça daha da üzerine gelir. Birlikte oturup kalktığı onca insan bir anda dünyanın en haklı insanları kesilir ve öldüresiye asar keser. Bedeninde bir çizik bile yoktur; ama içten içe kanayan yara sinsice akıtır kanını. Kurbandır artık seçilen. Diğer insanların kendilerini temize çıkarmak için akıttıkları kandır. Gittiği her yerde, konuştuğu her isimle ondan önce konuşan bir kimlik oluşmuştur artık… Yüzü kızarır. Bedeni mahzun ve eziktir. Fakat karşındakiler yaptığı hatayı yapmadıklarından dolayı o kadar mutludur ki kimse farketmez bunu. Kendilerini asil ve hatasızlar hanesine bir defa daha dâhil edip onure olmuşlardır… Başkasının hatası, onlar için bir kıvanç kaynağıdır. Fakat kimse itiraf edemez o anlarda, aynı hatayı yapmak üzere iken ipin ucundan döndüğünü. Potansiyel bir suçlu olduğunu. O anlarda bir bardak sıcak çaydan başka bir dost bulamaz insan. Hatalı bir kere! Çekecek cezasını! Yaşının bile önemi yoktur yargılanmak için; on, yirmi, otuz farketmez.

Mahkeme değildir belki yargılanmak için gidilen yer ya da hapis değildir günlerce mahkûm olarak kalınan. Fakat ruhsal anlamda özgür olamayacak kadar tutsaktır kurban. Geriye ne kalır ki!!!Artık yeni bir hayat vardır onun için. Başlar gece nöbetleri, kimseye görünmeden perde aralığından sevdiklerini bekleyişi, kapı çaldığında korkudan çarpan yüreğini susturmak için binbir kılığa girişi, anlatamadığı onca şeyi balkona konan kuşlara bahsedişi, gece yarısı kâbuslarla uyanıp bir daha kâbus görmemek için uykusuzluktan kapanan gözlerini ‘dayan, biraz daha dayan’ diye içten içe teselli edişi. Sonra vicdan nöbetleri başlar, yaptığı hatayı tekrar tekrar düşünür, yapmamayı diler. Defalarca üzgün olduğunu belirtip gözyaşı döker. Acır… Her yeri acır; ama en çok da kalbi. Bıçak saplanır tarzda bir şeyler saplanır yüreğine, anlık bir elektrik akımıdır hissettiği. Gerilir… Gerilir… Yediği şeyler, midesine inmekten başka bir şey ifade etmez. Olmak ile ölmek arasında kalışı, en büyük ızdırabı olur alıp verdiği nefeslerinin. Var oluşu altında ezilir; ama ‘hatalı’ bir kere, çekecek cezasını.

Hatalıyı yerenler ise sıcak yataklarında en güzel rüyalarını görmekle meşguldürler. Bir melek saflığı çökmüştür adeta üzerlerine. Bir başka mutlu, hayata karşı bir başka isteklidirler. Çay sohpetlerinde konuşacak yeni bir konu bulmanın heyecanıyla her gittikleri yerde anlatırlar duyup da görmediklerini. Her cümleye bir yenisi eklenir. Mesai bitimi, yine o aynı masumiyet edasını takınarak evlerine dönerler. Kırıp döktükleri onca şeyden habersiz, rahat koltuklarında hatasız(!) yaşamanın tadına varırlar.

Hatalı ise her daim, beyaz-temiz kalan şeylerini düşünü kurar. Çölde serap, ateşte iken atılan bir damla sudur artık onun için kalan temiz günler. Kurduğu hülyalar adına kentini, eşini, dostunu değiştirir; ama geçmiş alına yazılan kader değil de, vurulan damga gibi algılanagelir. Gittiği her yerde sadece bir yönünü gösteren bir ayna ile karşılaşır. Gördüğü her insan onun aynasıdır; baktığında sadece günahını gösteren bir ayna. O güne kadar yaptığı onca iyilik bir kalemde silinir ve yeni bir sayfa açılır. Her tarafının siyah olduğu, kimselerin temiz bir nokta bulamadığı bir sayfa.

Gelinlik beyazdır, beyaz rüyalarda murattır. Gökyüzünde iyi havanın habercisi, yeryüzünde toprağı temizleyen candır. Aslında insan da özünde aktır. Öldüğünde de tıpkı doğumundaki gibi bembeyazdır. Bunca beyazlığın arasında:

Aşk hatayı affetmez, tabiat affetmez, madde affetmez. Affedilmeyen nice şeyler arasında insanın karşı konulmaz bir affedilme ihtiyacı vardır. Af içinde sevginin mayası, şefkatin, merhametin sıcak duruşu vardır. Hatalının affı bekleyişi Vahşinin Hz.Muhammedin (sav) bir bakışını bekler gibidir, Hz İsa’nın çarmıha gerildiği andaki masumiyeti, Yunus(as) balığın karnındaki duası, Hz Yusuf’un zindanda Yakup’a duyduğu özlem gibidir. Ama affın asaleti karşısında bunca insan hatalıyı mahkûmiyete layık görür ta ki söz söyleme sırası hatalıya gelene kadar.

—Gitmek istiyorum bu kentten, cebimde duam ve karşımda yaradan. Kaçış sanmayın bu gidişimi; bu, ötekiler gibi değil. Çok koştum, çok bekledim insandan bir af cümlesini. Tutuldu diliniz, her gördüğünüz yerde yüreklerinizle hatam dururken beni buğz ettiniz. Bilmedi, bilemedi, bilseydi yapmazdı demediniz. Ölesiye yerdiniz.

Ve nihayet yıllar sonra yüreğim ilk defa ferah. Bir bekleyenimin, özleyenimin olduğunu bilerek gidiyorum. Tenim bembeyaz. Tıpkı doğum anımdaki gibi. Kurduğum beyaz hülyalara kavuşma vakti geldi.

Ben tutsaklığın öteki tarafta olduğunu sanırdım; fakat yaptıklarınız beni o kadar esir aldı ki sonluya esaretin her şeyden zor olduğunu öğrendim. Evet, şu andan sonra özgürüm… Sonsuza esir olmak esaretin en güzeli. Kalanlara selam olsun.

2 Yorum var

  1. Gönderen ali şahin Tarih November 2nd, 2007

    Üstat tebrik ederim.

    Hata ile hatalı arsındaki fark ve “gerçek kurban”ın “hatalı” değil “hata” olduğu vurgusu müthiş işlenmiş.

    Sonsuz selam,
    A.Ş.

  2. Gönderen ZÜBEYDE Tarih November 19th, 2007

    sevgili MELTEM,
    iNSANIN İÇİNDE BÜYÜTTÜĞÜ SANCILARI BÖYLESİNE GERÇEKÇİ BİR DİLLE İFADE ETMEN COK GÜZEL OLMUŞ,,HEPİMİZ SENİN KADAR CESUR OLAMIYORUZ. CESARETİNİ, KALEMİN SONSUZA DEK YAŞATSIN TEMENNİM…SEVGİLER

Posting your comment.

Yorum Yap

    Yazarlar

      Harun Tokak
      Issık göl şehidi
      Ali Bulaç
      "LÜZUMSUZ MERHAMET!"
      Sadık Yalsızuçanlar
      Hz. Mevlana’yı Okumak
      Berat Demirci
      "TO BE"
      Dr. Selma Karışman
      ŞİİRİMİZ VE BİZ -1-
      Mahmut Nefise
      TAİFE-İ SANATKÂR
      Şeref Yılmaz
      Şehirlerin Dili
      Hüseyin Bargan
      RAFLARDAKİ EKSİK KİTAPLAR
      Münir Arıkan
      Kurumsal Gıybet
      Talat Ordu
      MEVLANA, OĞUZ ATAY, FAZIL SAY?
      Niyazi Sanlı
      SON CÜMLE

      Arsiv

      • March 2008
      • February 2008
      • January 2008
      • November 2007
      • October 2007
      • September 2007

_blank

  •