Kibrit Kutusu ve Termometre?
Kibrit kutusunu andıran ufacık kulübesi… Uzun kibrit çöpleriyle tutturulmuş cisirli bir tavan ve yine kibrit çöplerinden kolonlar.
Kâğıttan bir masa pencere önünde ve kibrit çöpleriyle ayakta duran birkaç eski sandalye. Daracık odanın hemen köşesinde, kükürtten bir yatağı duruyordu… Hayatta hiçbir şeyi yoktu… Bu kibrit kutusu evin dışında…
Her iş arayışlarının ardından korkuyla girerdi evine, gözlerinde öfke kıvılcımları ve burnundan ateş püskürttüğü zamanlar… Kapı önünde bırakırdı, öfke kıvılcımlarını ve ateş püskürtmelerini. Alışkanlık haline getirmişti artık, eskimiş, ütüsüz ceketinin cebinde termometre taşımayı. Her ekmek kapısını çalışında, yüzüne kapanan, kimi tahta, kimi demir kapıların ardından boş döndüğünde, evinin birkaç adım gerisinde ölçerdi öfkeyle yoğrulmuş yüksek ateşini, yanından hiç ayırmadığı termometresiyle
Ev kibrit kutusu, tavan ve kolonlar kibrit çöpünden ve köşede kükürtten bir yatak…
Kâğıt masanın üzerine bıraktı elindeki gazeteyi sessizce. Elinde kalan son kuruşunu da harcamıştı, bu umut bağladığı gazete sayfalarına… Parmaklarıyla sıkıca tutmuştu son kuruşunu, büfedeki beyefendiye uzatırken. Görülmeye değer miydi bilinmez; ama zayıf güçsüz parmaklarının arasından kayıp giden, son kuruşunu verirkenki yüzündeki hali… Son birkaç kuruşuyla birlikte, son lokması ve son cigarası da kayıp gitmişti köşedeki büfecinin para kasasına. İçten içe küfürler savurdu, büfecinin kuruşunu kasasına bıraktığında. Şimdi elinde kalan tek miras son umuduydu, kibrit kutusu evinin dışında…
Sessizce gazete ilanlarının olduğu sayfayı açtı. Açar açmaz gözlerini kapadı ilkin. Sonra “ Tanrım” diye yalvardı içten içe. Öylece sessiz kaldı bir müddet. Bu sessizliği bozan ilk ses, midesinin guruldaması oldu. Şimdi hatırlayabildi dün akşamdan beri tek lokma ağzına koymadığını. Umursamaz bir tavırla yeniden elleriyle kavradı gazete sayfalarını. Son kuruşunu verirken, parmaklarıyla nasıl tuttuysa bozukluğu, yine aynı kuvvetle sıkıca tuttu sayfaları.
İş ilanları: …………yerde ……işinde uzman ….. Çalıştırılmak üzere bay eleman alınacaktır. — Pöhhh!
……………bay ve bayan eleman aranıyor! Tel: …… Adres : ……..
Alt köşede, küçücük bir kibrit kutusunu andıran tablo içindeki ilan gözüne çarptı:
…. Fabrikasında uygun fiyata çalıştırılmak üzere… İşçiler aranıyor.
— Çok şükür Tanrım! Tam bana göre bir iş diye düşündü. Kalbinin hızla çarptığını fark etti. Bu fırsattan yararlanan midesi tekrar sanki bir şeyleri hatırlatmak istercesine yeniden guruldadı. Dikkatlice kesti ilanın yazılı olduğu minik kutucuğu. Dikkatlice baktı kibrit kutusunu andıran ve tıpkı evinin suretine benzettiği ilanın yazılı olduğu kâğıda. Tarif edilmez bir duygu kapladı yüreciğini ve kibrit kutusu evinin içini. Yüksek bir ikramiye tutturmuş millipiyango gözüyle baktı ilana. Özenle, katlama gereği bile duymadan cebine yerleştirdi. Tam bu sırada cebindeki termometre parmaklarının arsında kaydı. Çıkartıp eline aldı. Evirip çevirdikten sonra : “Bundan böyle sana ihtiyacım olmayacak” dedi ve gelişigüzel fırlatıverdi kükürtten yatağının üzerine. Yanından hiç ayırmadığı termometresini…
O akşam eve döndüğünde, gözlerindeki öfke kıvılcımlarını ve burnundan soluduğu ateş püskürtmesini, birkaç metre ötede bırakmayı unutmuştu. Aceleci bir hareketle kapıyı açtı.
Mide gurultusuna benzer bir ses ve artta kalan yüksek dereceli bir termometre…
Hayatta hiçbir şeyi yoktu… Yüksek dereceli termometresi dışında…











