KELİMELER KİFAYETSİZ
Aşk kâğıda yazılır mı veyahut aşkı anlatmaya kelimeler kifayet eder mi? Aşkın kitabını yazanlar aşkın anlatılamayacağı konusunda karar kılmışlar gibi…Şuarâ, aşkı anlatmanın zor olduğunu düşünmüş hep. Onun esrarı karşısında pes etmiş ve “Lisân-ı aşkı bilir tercemân bulunmadı hiç,” “Aşkın dilinden anlayan yok!” diyerek anlatmanın zorluğuna temas etmiş.
“Bu bir müşkil mesâildür mücerred ehl-i hâl anla” diyerek sonunda kendisiyle aynı dertten muzdarip birini bulup ona başvurdularsa da gördükleri ebkem tavır çaresizliklerini arttırmış…Tarif edilmez bir mücerret mefhumla karşı karşıya kalmışlar. Âşıklardan yorum sormuşlar nâfile… “Kimden istifsâr idem keyfiyyet-i aşkı acep Ârif-i âgâh mest, vâkıf-ı esrâr mest” deyip şikâyete başlamışlar: “Aşkın ne olduğunu kime tefsir ettireyim bilmem ki. Uyanık arifler de sarhoş, sırları bilen de sarhoş.”
Maalesef bir müşkül durum ortaya çıkmıştır. Aşk dersinden verilen ev ödevini kimse çözememiştir: “Ders-i aşkın müşkilin Yahyâ nice halleylesinSöyleyenler hikmetin bilmez bilenler söylemez” “Aşk konusunda konuşanlar aşkın hikmetinden habersiz, bilenler hâmûş…”
Âşık meselenin dehşetini fark etmiştir artık:
“Bu bahsi bilmez idim ben, meğer ne müşkil imiş” deyip başını yere eğmiş, aşkın televvünlerini beklemeye koyulmuştur. Onu kimseler anlayamamıştır. O ise hayret ve hayranlıkla halindeki değişikleri sezmektedir garipçe… Dilinde bir beyit kendi kendine söylenmek zorunda kalmıştır sonunda. “Kimse idrâk etmedi ma’nâsını da’vâmızın Biz dahî hayrânıyız da’vâ-i bî-ma’nâmızın” Anlamadı kimse manasını söylediğimiz hallerin, fakat biz o abes gibi görünen halimizin hayranıyız. Evet, aşk e Neccârzâde Şeyh Rıza
Muhibbî
Lâ edrî
Şeyhülislam Yahyâ
Seyyid Vehbî
Avnî Bey











