İYİ DİYALOG NASIL YAZILIR?
TALAT ORDU
Daha önceki bölümde empatiyle karakterin ruhuna hulul etme gereğinden bahsetmiştik. Karakteri konuşturmak ise diğer önemli bir husus…
Generali general, çocuğu çocuk gibi, köylüyü köylü, kıskancı kıskanç, bilgiliyi bilgili gibi konuşturamazsak okurun tepkisini çekeriz. Yazarlık dersi veren uzmanlar diyalogların “karakterin şahsiyeti ve hissiyatı” hakkında okuyucuya bir şeyler hissettirmesi gerektiği üzerinde duruyorlar. Bir öğretim görevlisinin kamyon şoförü gibi konuşturulamayacağı, on iki yaşındaki çocuğa felsefe dersi verdirilmeyeceği sizce de aşikâr olmalı…
KİŞİ DİLİNİN ALTINDA GİZLİDİR
Karakter ve diyalogun kesiştiği noktada Robin Carr’a kulak veriyoruz: “Hikâyenin özü karakterler arasında geçen konuşmalarda yatar. Toplumsal ilişkilerde haberleşmemizin dörtte birinde sözlü iletişim kurma yöntemi kullanırız. Karakterler hakkındaki ağır anlatım ve çok fazla tasvir yorucu olur. Bu yüzden okur, hayatta olduğu gibi ağızlarını açmadıkça karakterleri tanıyamaz.
Çevresinin ve fiziki görünüşünün tasviri karakterin sadece bir boyutunu bildirir; fakat onun diğer yönleri diyaloglarda ortaya çıkar. Diyalog vasıtasıyla kişileri ortaya çıkarma, pekiştirme ve müşahhas hale getirme şekliniz, hikâyesini yazdığınız insanlar ve olayların tamamen inandırıcı olup olmadığını belirler.”
KİM NASIL KONUŞUR?
Bir karakterin konuşmalarını neler belirler? İşte cevaplar: En başta geçmiş hayatı ve mesleği… Daha sonra tahsil durumu, konuşmada rahat olup olmaması… Ses tonu özellikleri, düşünürken çıkardığı sesler, açık sözlülük, çekingenlik, şive kullanımı, hazır cevaplılık, meslek terimleriyle konuşma, yemin etme, argo kullanımı, sosyetik konuşma, hitap usulüyle konuşma, anlamsız kelimelerle birbiri ardınca sırlanan kelimelerle konuşma vb…
KARAKTER VE DİYALOG ÇOĞU ŞEYİ HALLEDER
Carr, “Hava durumu ve duvar halıları üzerine yapılan konuşmalar için insanlar kitap satın almak zorunda değildir. Şimşek ve yıldırım odada bulunan duvar halılarını ve evi yakıp yok etmedikçe okur, bu konuda yağılan manasız konuşmaları okumaz,” diyerek tasvirin fonksiyonunun sahneden daha çok olduğuna vurgu yapıyor. Hatta anlatılacak sahnenin önce hiç tasvirsiz tamamen diyaloglarla yazılmasının bir denemesinin yapıldığında bunun açıkça görüleceğini savunuyor. Tasvirleri, ses tonunu, ifade tarzlarını, kişilerin hareketlerini ve kendilerine has davranışlarını diyalog içinde vermeye çalışın, dedikten sonra devam ediyor: “Sahne ne olursa olsun önce diyalog yazmayı deneyin. Giriş için gerekli bilgiler verilmiş ve sahnenin ortasına gelmiş gibi davranın. Düzeltmek için geriye döndüğünüzde bu sahnede çok az düzenleme yapmaya ihtiyaç hissettiğinizi görürsünüz. Okurun intikali kolay olsun diye bu diyalogun nerede ve niçin başladığına dair belki de yalnız bir iki cümle eklemeniz yeterli olacaktır.”
PÜF NOKTALARI:
Yazı uzmanı Garry Provost diyalog konusunda yazdıklarından derlenen maddeler, dikkate değer teknik bilgiler ihtiva ediyor. Diyalog yazmada faydası olabilir düşüncesiyle buraya alıyoruz:
Karakteri, olayları diyalog ele verir:
Bir açıklama söz konusuysa birkaç satırlık doğrudan anlatım faydalıdır. Fakat çatışma, gerilim, ilişki ve karakterde meydana gelen değişimi anlatabilmek için en iyi metot diyalogdur.
İsimlerin çoğunu silin:
Okurların kimin kiminle konuştuğunu bilmediğini kabul ediyorsanız hata yapıyorsunuz. Okurların ipuçları vardır. Çoğunlukla konuşmanın üslûbu ve muhtevası kimin konuştuğunu ele verir. Dolayısıyla isimleri sıkça anmak gerekmez.
Karakteri anlatmayın, konuşturun:
Yazar diyalogu tasvir ederek okura yardımcı olmak ister. Karakterin cümlesini yazdıktan sonra bir de onu tasvir etmeye çalışır. Böylece sık sık araya girmiş olur ve kesintilere sebep olmuş olur. Hâlbuki buna hiç gerek yoktur. Karakteri ve içinde bulunduğu haleti ruhiyeyi bildiğiniz sürece açıklama yapmanıza gerek kalmaz. Konuşmayı karakterin iç durumuna göre ilerletirseniz konuşmanın tabiliğini bozmadan yazıyı sürdürebilirsiniz. Okura, konuşan karakterin kim olduğu ve başından nelerin geçtiği izlenimini vermeniz yeterlidir.
Karakterin ruhuna girin:
Kendinizi karakterin yerine koymanız gerekmektedir. Karakter kızgın mı? Korkmuş mu? Gücenmiş mi, neşeli mi? Yıksa birini güldürmeye veya kandırmaya mı çalışıyor? Sözleriyle nasıl bir maksada ulaşmaya çalışıyor? Karakterinizin duyduğu siz de hissedebilirseniz büyük bir ihtimalle okurlar sizin hissettiğiniz aynı duyguyu algılar.
Boş konuşturmayın:
Diyalogları gereksiz bilgilerle doldurmak okuru yumruk yemiş gibi sersemletir. Bu durumda okur, yazara kızar. Diyalog geçmiş bilgi ve ayrıntılarla doldurulmaz. Bunun yerine diyaloglar, her zaman kısa ve konuyla bağlantılı olmalıdırlar. Her konuşmacı muhatabın ihtiyacı için değil, kendi ihtiyacı için konuşmalıdır.
Gerilim şart:
Ne şekilde diyalog yazarsanız yazın, içinde gerilim olması şarttır. Okurun dikkatini çekmek için diyaloga gerilim unsuru konması gerekir. Şunu unutmayın, daha sonra hikâyede ne olacağını merak edecek kadar ilgi çekmezse diyalog işe yaramamış olur. Diyalog konusunda iyi bir genelleme vardır: yanınızda bir yabancı olduğunu kabul etseniz. Acaba konuşmanıza kulak kesilip dinler mi? Vereceğiniz cevap olumsuz ise diyalog kullanmanıza gerek kalmaz. Şayet olumlu ise diyalog kullanmada hiç endişeniz olmasın.












Yazdıklarınız her yazıda ilaç gibi başvuracağımız,başucumuzdan ayırmayacağımız yazılar. Yakından takip ediyoruz.Teşekkürler.
şu anki yazdıklarım içten gelen, gönülden nağmeler değil… mevzular teknik olduğu için “araştırma” formatında oluyor. Kendim için, beğendiğim kitaplardan derlediğim bilgilerin özetini sunmaya çalışıyorum. Anlatı yazmak isteyenlere faydası olabilir diye düşünüyorum.