Tahlil Atölyesi
Kibrit Kutusu ve Termometre?
“BABAMIN BAVULU”NDAN ÇIKANLAR
BANA BİR MASAL ANLAT BABA
   Uygulama Atölyesii
SON VEDA
   Yazarlik Okulu
YAZARLIK OKULU 2007 TAKVİMİ
YAZARLIK OKULU NEDİR?
YAZARLIK OKULU 2006
YAZARLIK OKULU VE YAZAR OLMAK

İNANDIRICI KARAKTER İNŞA EDEBİLMEK

Yazarlar

TALAT ORDU

KARAKTER İNŞASI İLGİ ÇEKEN KARAKTERLERTahkiye tekniğine dair bütün kitaplarda karakterin “inandırıcı, ete kemiğe bürünmüş, okuyucunun gözünün önünde canlanan bir kişi” olmasının önemi üzerinde duruluyor. Okuduktan sonra hatırda kalmayan karakterleri inşa etmenin gereksiz olduğu anlatılıyor.Söz konusu kitaplarda karakterlerin ilgi çekici, özdeşleşmeye yatkın ve izlenmeye değer olmaların noktasında üç özellik üzerinde duruluyor:Bir: Izdırap çeken, İki: Tehlikelerle boğuşan, Üç: Mükemmel veya mükemmele yakın insan olmaları…Tespitlere göre ızdırap çeken karakterler/kahramanlar okurlarda merhamet hissini uyarmakta ve sempatik olmakta, böylece de daha çok akılda kalıcı oluyorlar. Kahramana acı çektirenler de nefret hissini uyararak yine kolayca hatırlanır karakter sınıfına giriyorlar. Ayrıca tahkiye yazarı bahsettiğimiz acı ızdırapları kuru kuru anlatma yerine sebep ve sonuçları da içine alan bir kurgu oluşturursa daha akıcı bir eser ortaya koymuş oluyor. Karakterin acıdan kurtulmak için verdiği uğraş da okurun ilgisini canlı tutmada faydalı şeyler arasında…Tehlike, gelmesi ihtimal dâhilinde olan acı olarak tarif ediliyor. Roman veya hikayede kahraman kötü bir şeyle tehdit edildiği zaman, okuyucunun dikkati otomatik olarak bu karakterin üzerinde yoğunlaşıyor. Çaresizlik ve korkunun büyüklüğü oranında karakter önemli bir insan olarak kabulleniyor. Bu arda karaktere yardım edenler de onun vasıtasıyla önem kazanıyor. Bu da okurun dikkatinin canlı kalmasını sağlıyor.Mükemmel insan özeliklerine sahip karakterler okuyucunun gözünde özel ve eşsiz insanlar haline geliyor. Karakterlerin mükemmellikleri göze batmadan yan karakterlerin ona karşı davranışları ve diyaloglar vasıtasıyla anlatılması inandırıcılığı sağlıyor.  Uzmanlar uyararak diyorlar ki: Okur, karakterlerin önemli olduğu hissine kapılmazsa, yani karakterin başına ne geldiğini umursamazsa eserinizi okuma zahmetine katlanacak kadar değerli görmez.  

KARAKTER İNŞASITekniğe dair yazılanlarda şu soruları cevaplayacak şekilde gözlem yapmanın faydalı olacağı ve bu gibi soruları düşünerek karakter oluşturmaya başlanabileceği vurgulanıyor:— Hikâyede tasvir edeceğim kişinin yüzü neye benziyor? — Gözleri, ağzı, burnunu diğer insanlardan ayıran özellikleri nelerdir? — Yüz ifadesi çabuk değişir mi? —Saçının rengi, tarayış biçimi nasıldır? — Değişik hallerde nasıl davranır? Mesela sevdiği bir dostu, sevdiği bir kız, güvenmediği bir kişi ile konuştuğu zaman veya kendini yetersiz hissettiği zaman, mutlu veya karşısındakini memnun etmeye çalıştığı zaman çizmeye çalıştığınız karakteri izlemelisiniz. — Uykuda nasıldır, resmî toplantılarda nasıldır bilmelisiniz. Bu durumlarda ayak ve ellerini nasıl kullanır?— Hangi jestleri kullanır? — Yolda nasıl yürür? — Sert mi, sinsice mi, sendeleyerek mi, vakur ve kararlı mı yürüyor? — Kas hareketleri bilinçli mi, kendiliğinden mi? Bu hareketleri duygularını ele veriyor mu? — Düşünürken gözlerini kısar mı? Şaşırdığı zaman nasıl hareket eder? — Nasıl el sıkar? — Astları ve üstleri yanında nasıl posizyon alır? — Yüzünden iç duyguları anlaşılır mı?— Nasıl konuşur? — Çok kullandığı ifadeler nelerdir? Bütün bunların içinde yine en önemli soru şudur: —Karakterin temel özelliği nedir ve ona bu özelliği kazandıran davranışları nelerdir?Karakterin temel bir özelliğinden yola çıkarsanız karakteri tanıtmak daha kolay olur. Mesela karakter küstah bir kişiyse, onun küstah olduğunu sadece bir kez söylemek ya da göstermekle iktifa etmemelisiniz. Bu özelliği çeşitli imalarla tekrarlamak gerekmektedir. Karakter metnin bütününde alaycı konuşturulmalı ve küstahlık yapmalıdır.Bazı farklı tavsiyeler de yazarın karaktere karşı sevgi ve ilgi duyması gerektiği konusunda: Karakteriniz yanınızda olmadığı zaman onu hayal ediyor, gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? Diğer insanlarla konuşurken onu hislerinizle duyabiliyor musunuz? Gülüşü ve neşesini tasvir edebiliyor musunuz? Onu seviyor musunuz? Hayranlık mı duyuyorsunuz, nefret mi ediyorsunuz? Karakteri tanıyın ve elinizden geldiği kadar onunla beraber neşelenin ve kederlenin. Onunla yaşamaya çalışın. Empatinizi karaktere karşı kullanın.     Yazarın hayalinde karakterinin bir geçmişe sahip olmasının önemi üzerinde duranlar da var. Onun geçmişinde yaşamış olduğu şeyleri tasavvur etmenin o anda yazılan esere de sızacağı ve böylece yazılanların daha inandırıcı olacağı belirtiliyor.  Buna göre hayatın içinde karakterler inşa etmek için onlara bütün bir hayat hikâyesi vermekle işe başlanabiliyor.         Senaryo teknikleri üzerine yazılan bir kitapta izleyicinin kendisiyle daha kolay özdeşleştiği kahramanların özellikleri sıralanmış. Bazıları şöyle:— Gerçek hayattaki kadar ilginç ve inandırıcı—İyi, hoş, sevecen, sevimli, saygı, hayranlık veya merhamet duygularını uyandırıcı özelliklere sahip,— Bazen komik,— İşinin, mesleğinin ustası,— Kendi zaaflarını başarıya dönüştürebilen,— Yalnızlık, kıskançlık, haksızlığa uğramak gibi yaygın durumlarla karşılaşan,— Sevdikleriyle ilgili kötü durumlarla karşılaşan,— Düzeltebileceği küçük hataları olan,— Ve kesinlikle anlayışsız ve ahmak olmayan… 

KARAKTERİN OKURA SUNULMASI        Karakter çok iyi tanındıktan sonra ilk sunumu konusunda bir tavsiyeyi aynen iktibas etmekte fayda var: “En güzel yollardan biri karakteri bir olayın içinde eylemde bulunurken, bir sorunla burun buruna gelmişken okurun karşısına çıkarmaktır. …Onun hakkında bildiklerinizi aceleyle okura sunmanız hem metnin akıcılığını azaltır, hem de karakterin okurun zihninde yeterince iyi canlanmamasına neden olur. Hep söylendiği gibi anlatmak yerine göstermeliyiz. … Okurun da bir hareket alanı olması gerekir. Aksi takdirde okurdan metninize katılmasını nasıl beklersiniz? … Yapmamız gereken belki de tek şey, kahramanlarımızı ciddiye almak, onlara ve hikâyelerine inanmaktır. Kendimizi o karakterin yerine koyarak (onun için hayal etmiş olduğumuz tüm geçmişini de yüklenerek) hikâye içindeki durumla biz karşı karşıya gelseydik ne hissederdi ne yapardık, nasıl davranırdık diye kendimize sormamız iyi bir yöntemdir.” (Gülsoy;2004) Bu iktibasla aynen örtüşen başka bir iktibas da Muhakemat’ın Belagatla ilgili bir bölümünden:  “Eğer söz bir hikâye ise bu takdirde konuşan veya yazan, kendini hikâyenin kahramanı yerine koymalıdır. Hikâyenin kahramanı adına başkalarının duygu ve düşüncelerini tasvir ediyor ise bu kahramana hulûl etmeli, onun kalbinde misafir olmalı ve onun diliyle konuşmalıdır.” (Nursi, 1911,2005) 

Bazı Kaynaklar: 

Gülsoy, Murat. Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, Can Yayınları, İstanbul 2005Bolat, Salih. Öykü Yazma Teknikleri, Papirüs Yayınları, İstanbul 2003Nursi, Bediüzzaman Said. Muhakemat, Sadeleştiren: Ali Ünal, Şahdamar Yayınları, İstanbul 2005

1 Yorum var

  1. Gönderen gizemli Tarih November 7th, 2007

    cok güzel olmuş talat bey

Posting your comment.

Yorum Yap

    Yazarlar

      Harun Tokak
      Issık göl şehidi
      Ali Bulaç
      "LÜZUMSUZ MERHAMET!"
      Sadık Yalsızuçanlar
      Hz. Mevlana’yı Okumak
      Berat Demirci
      "TO BE"
      Dr. Selma Karışman
      ŞİİRİMİZ VE BİZ -1-
      Mahmut Nefise
      TAİFE-İ SANATKÂR
      Şeref Yılmaz
      Şehirlerin Dili
      Hüseyin Bargan
      RAFLARDAKİ EKSİK KİTAPLAR
      Münir Arıkan
      Kurumsal Gıybet
      Talat Ordu
      MEVLANA, OĞUZ ATAY, FAZIL SAY?
      Niyazi Sanlı
      SON CÜMLE

      Arsiv

      • March 2008
      • February 2008
      • January 2008
      • November 2007
      • October 2007
      • September 2007

_blank

  •