DÜNE DAİR
Bahar Seçi

…Ve yetmez işte birçok şey, yetmez anlatmaya! EVET, dersin; EVET, HALA KIZGINIM SANA!
İran’ı “acem” yapan dildir, daha masaldır çünkü “acem”, daha baharatlı bir söylenişi vardı, bağrı yanık bir fonetiği… Sonra işte, edebiyatın Fars olması onca olağandır; edebiyat çünkü, isotlu bir ağız tadıdır!
Yanan insanlar yazabilir ancak, yanamayacak kadar kül’e “VARIP” küllerinden yeniden doğanlar ( yola düşenler ).
Fotoğrafı tabloya çalan, rengi ebruya yayan da ışıktır; ışığın yağmur gibi inceden inceye yayılmasıdır. Sonra işte, karenin içine duygu düşer, bir adamın FANİ / FENA korkaklığı girer, kafa tuttukça çocuklaşan karizması… Biri gelir işte, yakalar! İşte tam da budur söylemek istediğim: An’ın geniş zamanların yayvan siciline yayılması…
Bu bir “hayaRt” işidir…
İşte bu yüzden görmeliydin…
***
Bir ömür çökmesi, sıvası dökülmüş hayaller, eskiyen ahşabı yüzün ve tenin yorgunluğu…
En çok eti mi yaşlanıyor insanın, hüznünün kılıf değiştirmesi daha mı çok yoruyor ruhunu? Çocukluğumuz yani, o arkada duran, hani dokunsan gülüşün akıverecek içine sanki onca sıcak yankısı hala… Hani o, her karnına çektiğinde dizlerini bir rahim sıcaklığında özlenen hâmi… İnsan yani, ayağından sıyırabilir mi ilk sendelemesini, sıyırabilir mi ilk düştüğü taş avlunun serin, anaç bilgeliğini? İnsan, dizindeki yarayı unutabilir mi;
İnsan, “düşmenin hatrı” olmadan büyüyebilir mi? ***
Yorgun otobüsler, güne gecikmiş tramvaylar, beli bükük köprüler, yol mesaisinde insanlar, inlemesiz resmiyeti betonun ve rüzgârın saçlarına asılı bir kış…
bu güzergâhtan bir İETT hüznü geçer mi?…
***
Hüzünler mayalıyor şehir,
Mayöz bölünüyor güz: aşka ve terke…
Bundandır otobüs camlarında yankısı aslından sarhoş tüm yüzlerin;
Bu yüzden her doğum biraz cinayet
Ve kardeşidir acı sevdanın…












Elllerine Sağlık ne güzel yazmışsınn inan okurken kendimi alıp gittimm… Umarımm yazmaya devam edersin BOdrumdan zafer
Sevgili Bahar; gönlüne sağlık…
İlk yorum benden olsun ve bâki olsun inşaallah dileklerimiz…
Ahh bir de benim yazım yanlış ve eksik yayınlanmasaydı
Selamlar ve gönlümün en coşkun hüznünden gönlünüze ulaşacak muhabbetler…
o kadar güzel anlatmışsın ki duygularını……..
Yüreğine sağlık iyi ki varsınn…LABORANT yalçın
Sn. Seçi;
Yazı çok güzel; kelimeler, cümleler akıcı.
Kısacası, berdevam efendim…
hüzne batırıp tüm kelimeleri, öylece dizmişsin dilinin tezbihine. Hayat karşısında yedi şiddetinde bir sarsıntının ortaya çıkarttığı imge ziyafeti. okuduktan sonra yaşama on dikika mola vermek gerekiyor. dönüp kendi içine sığınma isteği.. susuyorum sadece….
Bahar Hanım bu da çok iyi…
Yün “atar” gibi kelimeleri, tül tül atmışsınız gene “gönül çatımıza”.
Sizden “iflah” olmayacak galiba. En “içli” bahar(!)a herzaman selam..
Kucak “delisi” sevgiler.
Hümeyra Hanım,
Kursta koluma girip “yazdıklarınızı okurken kendimle karşılaşıyorum, işte benim diyemediğim, hep boğazımda takılı kalan” diye diye beni iyiden iyiye eli kalem tutanlar gürühuna dahil eden samimiyetiniz, desteğiniz ve iyiniyetiniz için;
Ahmet,
daima yaşamış ve üstüne uzun uzun düşünmüş; yaşadığı her acıyı en çok, bu iki eylemin yanlış sıralanmasından yanmış kadim arkadaşım! kalemime daima umut damıttığın için;
Yusuf Bey,
Kursta tek kelime etmemiş olmamıza rağmen, kırk yıllık “okurummuş” gibi beni “düşe kalka” büyüten eleştirileriniz için,
ne kadar teşekkür etsem, “şükran”ın içi akar gider…
iyi olun siz!…
‘ bahar ,
okuyunca şaşırmadım,yazılarının (ve şiirlerinin) tarzını çok önceden biliyorum,güzel,tadı hiç değişmemiş,ben de yazardım biliyosun,benimkiler zamana orantılı olarak değişti.”Çocukluğumuz yani, o arkada duran, hani dokunsan ” … çok etkilendim ve istanbulda geçirdiğimiz çocukluğumuz geldi aklıma,inanılmaz,hep yazıyorduk….bugünleri mayalıyorduk belkide…bu yazı sana yakışmış.nice başka yazılarında ,hüzünbaz arayışlarında,şiirlerle coş ve sevin…
neden insan yazar aslında hiç bir zaman cevabı bulunmayacak yada verilen hiç bir cevabın yeterli bulunmayacağı soru ama sanrım Bahar hanım için bu soruyu cevaplamaya çalışırken verilebilecek cevaplardan biri ; yangının en orta yerinde durmasına rağmen adeta Hz İbrahim için ateşe verilen emir gibi ateşe verilmiş bir emir varcasına ateşin yakamadığı ve ateşin kelimelerinden, bakışından, düşüncesinden yandığını farkedip duyguların bu yangından kül olmasına engel olmak için yazıyor denilebilir…
Klavyenize, yüreğinize, dilinize sağlık bu güzel yazı için…