'Yazarlar' kategorisi için arşiv

Şikayet’in Hikayet’i Ya da Kıssa İle Firar Etmek

Sadık Yalsızuçanlar

Kıssa, mesel, menkıbe, hikaye, öykü…adına ne denirse densin her anlatı, Bursevi’nin Mesnevi şerhindeki beyanı üzre, ‘şikayet’in hikayet’inden ibarettir.

Böylesi bir genellemenin içerdiği sakıncaları da üstlenerek diyebilirim mi, her anlatı, ‘varolmanın dayanılmaz ağırlığı’nı hafifletmenin bir yolu, bir yordamı olarak doğuyor.

Devamı »

YENİ BİR ŞEY SÖYLE, YENİ BİR ŞEKİLDE SÖYLE

Niyazi SANLI                                                       

                                                                                                               Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım…
Mevlana

 Bir yazarı “diğerleri” olmaktan kurtaran iki önemli ölçü vardır. Birincisi “Ne söyledi”ği. İkincisi de “Nasıl söyledi”ğidir.

 Çağımız yazarları bu dönemde gelmekle hem talihli hem de talihsizdir.

Devamı »

TAİFE-İ SANATKÂR

Mahmut Nefise

 Aziz ve Muhterem Okuyucularım;

 “Bende”niz zihni müşevveşiyet ve düşünce dağınıklığına duçar olup Leyla misal avare dolaşmaktayım. Fani dünyanın meşgalelerine dalıp giden ruhumu yazarak arındırmaya ve billurlaştırmaya azami gayret sarf etmekteyim.

 Yazmak da olmasa; kör kuyunun dibinde karanlıklarda kalacağım, zannıyla hayatımı idame ettirmekteyim. Rabbime şükürler olsun ki bana yazma nimetini ihsan-ı ilahi olarak verdi. Her nimet kendi nevinden şükür ister, bu sebepler ömrüm oldukça siz aziz ve leziz okuyucularımla muhabbet ve mükâlemeye devam edeceğim.

Devamı »

NE OKUMALI-2

Ali Bulaç

l. Okuma Programı: İSLAM

Kur’an-ı Kerim

Muhammed Hamidullah, Kur’an-ı Kerim Tarihi (Çev. A.Aziz Hatip-Mahmut Kanık)

Ebu’l-A’la Mevdudi, Kur’an-ı Nasıl Anlayalım? (Çev: Bekir Karlıga)

Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı –Meal ve Sözlük-, (Hazr. Ali Bulaç)

Devamı »

NİÇİN YAZIYORLAR?

TALAT ORDU

Yazarlık, vazife şuuruna sahip olanların da, “malı olmayanı dahi kendisine mâl etme” tehlikesini içinde barındıran şöhret arzusu talebiyle yananların da uğraşabileceği bir dal. Yazıya gönül verenler sık sık niçin yazdıklarına dair muhasebe yaparlar mı bilinmez.

“Ben çekileyim aradan, konuşan yalnız hakikat olsun” anlayışı nasıl bir şeydir?  Teveccüh-ü nası kazanmak için kendini ortaya koyma arzusu baskın gelir mi, gibi sorular iman, ihlâs, tevazu gibi değer ölçülerine bağlı olanlar için anlamlı…

Devamı »

Mevlevilikte ritüel ve ibadet

Şeref Yılmaz

Hazreti Mevlâna’yı, Türkiye’de ve dünyada birçok kimse, oryantalistlerin gözüyle tanıyor. Müsteşriklerin penceresinden bakanların, onu doğru anlaması mümkün değildir.

Hazreti Mevlâna’ya “ozan, filozof, düşünür” diyenlerle, onun tavır ve davranışlarını farklı bir düşünce sistemine aitmiş gibi gösterenler, ya oryantalistler ya da Mevlâna’yı suiistimal edenlerdir. Mevlâna’yı büyük yapan, onun Allah’a kul olmasıdır. Mevlâna: “Bende şudem, bende şudem/Kul oldum, kul oldum” diye âdeta inlemiş; Allah’ın kulu, kölesi olduğunu haykırmak istemiştir.

Devamı »

SÖZÜN YETMEDİĞİ YERDE

Dr. Selma Karışman

Düşündüklerini kaleme bizden önce vuranlar, tefekküre ve yazmaya bizden önce duranlar, huzura bizden evvel gidenler, ebedileşmenin ruhlarına kattığı onur ve letafetle, gözlerimizi, sözleri üzerine büyük bir coşkuyla davet etmekten hiç vazgeçmezler. Bu davette her iki taraf için de tâbi olunan bir çekim gücü söz konusudur. Davet eden, sadık okurunu “işte dilimden, halimden, gönlümden anlayacak budur” diye nasıl gözüne kestirmişse, davete icabet eden de, bu türden bir cazibeyle çekilir yazara. Duygularından ruhuna akan ilham, fikirlerinden hayatına katılan anlam, o okuru, o yazara mecbur kılar. Sahifeler boyunca, zaman ve mekân düzleşir ve siz artık müdavimi olduğunuz rahlenin önünde bazen itidal, çoğu zaman istiğrak içinde tedris ederken bulursunuz kendinizi. O artık sizin sırdaşınız, dostunuz, yâreninizdir. O, sizin yazarınızdır. Bir yazarın, fikirleriyle, bir tek okurun tefekkür hafızasına bu şekilde kayıt düşmesi, ilhamıyla bir tek onun ilham âleminde yankılanması bile ebedileşmesi için kâfi sebeptir. Fakat yazarınız zaten toplumunuzun kolektif bilincine nüfuz etmişse ve nesillerdir aynı muktedir bilinç tarafından tevarüs ediliyorsa bunun adı artık ebedileşirken edebileşmek, edebiyata mâl olmaktır; tek kelimeyle edebiyattır. Her kalem,kendine itiraf etmese de,şuuraltında böyle kadim bir muradı barındırır.

Devamı »

NE OKUMALI?

 DÖRT AŞAMALI ALTERNATİF OKUMA PROGRAMI–1  Ali Bulaç             Rahmetli İsmail R. Faruki “Bilginin İslamileştirilmesi” çerçevesinde bir “eğitim programı” geliştirmişti. Malezya’nın önemli mütefekkirlerinden Nakip el Attas, İslam dünyasının ayağa kalkmasını sağlayacak ana faaliyetin “edep” merkezli “eğitim” olduğunu düşünüyor ve büyük emek harcayarak hazırladığı programını uygulama şansı bulabiliyor. Bu konu 20. yüzyılın en önemli sorunuydu. Rahmetli Ali Şeriati, bununla ilgili olarak “Ne yapmalı?” diye sormuştu.       Devamı »

İNANDIRICI KARAKTER İNŞA EDEBİLMEK

TALAT ORDU

KARAKTER İNŞASI İLGİ ÇEKEN KARAKTERLERTahkiye tekniğine dair bütün kitaplarda karakterin “inandırıcı, ete kemiğe bürünmüş, okuyucunun gözünün önünde canlanan bir kişi” olmasının önemi üzerinde duruluyor. Okuduktan sonra hatırda kalmayan karakterleri inşa etmenin gereksiz olduğu anlatılıyor.Söz konusu kitaplarda karakterlerin ilgi çekici, özdeşleşmeye yatkın ve izlenmeye değer olmaların noktasında üç özellik üzerinde duruluyor: Devamı »