November 2007 için arşiv

NE OKUMALI-2

Ali Bulaç

l. Okuma Programı: İSLAM

Kur’an-ı Kerim

Muhammed Hamidullah, Kur’an-ı Kerim Tarihi (Çev. A.Aziz Hatip-Mahmut Kanık)

Ebu’l-A’la Mevdudi, Kur’an-ı Nasıl Anlayalım? (Çev: Bekir Karlıga)

Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı –Meal ve Sözlük-, (Hazr. Ali Bulaç)

Devamı »

NİÇİN YAZIYORLAR?

TALAT ORDU

Yazarlık, vazife şuuruna sahip olanların da, “malı olmayanı dahi kendisine mâl etme” tehlikesini içinde barındıran şöhret arzusu talebiyle yananların da uğraşabileceği bir dal. Yazıya gönül verenler sık sık niçin yazdıklarına dair muhasebe yaparlar mı bilinmez.

“Ben çekileyim aradan, konuşan yalnız hakikat olsun” anlayışı nasıl bir şeydir?  Teveccüh-ü nası kazanmak için kendini ortaya koyma arzusu baskın gelir mi, gibi sorular iman, ihlâs, tevazu gibi değer ölçülerine bağlı olanlar için anlamlı…

Devamı »

Mevlevilikte ritüel ve ibadet

Şeref Yılmaz

Hazreti Mevlâna’yı, Türkiye’de ve dünyada birçok kimse, oryantalistlerin gözüyle tanıyor. Müsteşriklerin penceresinden bakanların, onu doğru anlaması mümkün değildir.

Hazreti Mevlâna’ya “ozan, filozof, düşünür” diyenlerle, onun tavır ve davranışlarını farklı bir düşünce sistemine aitmiş gibi gösterenler, ya oryantalistler ya da Mevlâna’yı suiistimal edenlerdir. Mevlâna’yı büyük yapan, onun Allah’a kul olmasıdır. Mevlâna: “Bende şudem, bende şudem/Kul oldum, kul oldum” diye âdeta inlemiş; Allah’ın kulu, kölesi olduğunu haykırmak istemiştir.

Devamı »

SÖZÜN YETMEDİĞİ YERDE

Dr. Selma Karışman

Düşündüklerini kaleme bizden önce vuranlar, tefekküre ve yazmaya bizden önce duranlar, huzura bizden evvel gidenler, ebedileşmenin ruhlarına kattığı onur ve letafetle, gözlerimizi, sözleri üzerine büyük bir coşkuyla davet etmekten hiç vazgeçmezler. Bu davette her iki taraf için de tâbi olunan bir çekim gücü söz konusudur. Davet eden, sadık okurunu “işte dilimden, halimden, gönlümden anlayacak budur” diye nasıl gözüne kestirmişse, davete icabet eden de, bu türden bir cazibeyle çekilir yazara. Duygularından ruhuna akan ilham, fikirlerinden hayatına katılan anlam, o okuru, o yazara mecbur kılar. Sahifeler boyunca, zaman ve mekân düzleşir ve siz artık müdavimi olduğunuz rahlenin önünde bazen itidal, çoğu zaman istiğrak içinde tedris ederken bulursunuz kendinizi. O artık sizin sırdaşınız, dostunuz, yâreninizdir. O, sizin yazarınızdır. Bir yazarın, fikirleriyle, bir tek okurun tefekkür hafızasına bu şekilde kayıt düşmesi, ilhamıyla bir tek onun ilham âleminde yankılanması bile ebedileşmesi için kâfi sebeptir. Fakat yazarınız zaten toplumunuzun kolektif bilincine nüfuz etmişse ve nesillerdir aynı muktedir bilinç tarafından tevarüs ediliyorsa bunun adı artık ebedileşirken edebileşmek, edebiyata mâl olmaktır; tek kelimeyle edebiyattır. Her kalem,kendine itiraf etmese de,şuuraltında böyle kadim bir muradı barındırır.

Devamı »