Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/serin/public_html/v1/wp-includes/cache.php on line 36

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/serin/public_html/v1/wp-includes/query.php on line 21

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/serin/public_html/v1/wp-includes/theme.php on line 508
 SerinSelvi.com | Beta v1 | » 2007 » Kasım

Kasım 2007 için arşiv

Yaşanmış Dünyanın Kelimeleri…

Semih Suat Yücelen

İçime girdikçe derinleşen yaralarıma aldırmadan bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Boz bulanık bir görüntü kaplıyordu sanki her yanı, o konuştukça. Sanki sıkılıyordu ruhlar belki de gözyaşları kaynıyordu başka bir kapta, maun ateşinin üzerinde, ondan çıkan buharlardı ortamı bu denli anlaşılmaz kılan. 

  Devamı »

GECE

Valeria KOLOS

gecem korkulu olmasa

onu bana sayarlar mı

dikenli ayaz saatlerimi

gardırobumun yanındaki

koskoca bohçaya koyarlar mı

yıldızlar batının yolunu tutup

paslana paslana söner

bohçanın ağzı açılır

korkular, kaçışlar, eklemlerime işler

Devamı »

BİR DELİLİK HATIRASI

Hümeyra Nagehan Yıldırım

Yeni evli çift, yaşayabilmenin ağır yükünü biraz daha hafifletmek için başka bir şehre göç etmişlerdi. Çok değil, daha bir kaç gün olmuştu geleli bu yeni şehre. Bu kısa zamana rağmen, genç kadın eşindeki tuhaf durumun farkına varmaya başlamıştı. Elleri titrek, gözleri ifadesiz olmuştu son günlerde eşinin. Kadın, anlayamıyor, anlamaya çalıştıkça boğuluyordu eşinin fersiz, dipsiz gözlerinde.


Soğuk bir kış gecesiydi, eşi onu tek başına, kimsesiz bırakıp gittiğinde koca  şehirde…


Devamı »

HUDUTLARIN SINIRI

 Süheyla YILDIRIM

Bu gün bir kuş oldum. Gökyüzü tarlalarında uçtum, uçtukça coştum. Kanatlarımın götürebileceği en son hudutlara kadar koştum. Mor dağlar ve Kafdağı mı? Büyülü ormanlar mı?Gördüm! Esrarengiz aynaların, efsunlu ormanların mekânlarından mı? Geçtim!Kanatlarımın ve hem cinslerimin seslendirdikleri melodileri dinledim!

Devamı »

YAŞAMAK

 Sibel Özşirin

Yarım kaldı Fatiha’m

Neler yarımlanmış içimde

Biliyor musun…

(Valeria Kolos)

        Ömür, bitmeyen tamam olma telaşında eksilen nefes. Bebek ağlayışlarımız arasında nasıl da öğreniverdik yegane varoluş sebebinin tamamlanmak olduğunu? Ay tamamladık, kırk tamamladık, yaş tamamladık. Büyümenin anlamı ardımızda bıraktığımız yıllarken kaplumbağa gibi yavaş, masal gibi efsunlu akıp gitti günlerimiz. Öğretmediler ve bilemedik; dünyanın herkes için aynı hızla dönmediğini. Belki biraz tökezlemek, biraz ağlamak gerekti anlamak için. Büyüdükçe gördük; ne çok şey vardı yapılacak ve ne kadar az zaman…

Devamı »

DÜNE DAİR

Bahar Seçi

…Ve yetmez işte birçok şey, yetmez anlatmaya! EVET, dersin; EVET, HALA KIZGINIM SANA!

İran’ı “acem” yapan dildir, daha masaldır çünkü “acem”, daha baharatlı bir söylenişi vardı, bağrı yanık bir fonetiği… Sonra işte, edebiyatın Fars olması onca olağandır; edebiyat çünkü, isotlu bir ağız tadıdır!

Yanan insanlar yazabilir ancak, yanamayacak kadar kül’e “VARIP” küllerinden yeniden doğanlar ( yola düşenler ).

Devamı »

ÖNÜM ARKAM SAĞIM SOLUM BATIK GEMİ

Ezel Derin ERDEM

    İki gönlün çarpışmasından çıkan o kulak yırtan sesi yine sadece o deli iki gönül duyar…

   

    Okyanusun en derinliklerine göndermediysen yüreğini ve batık bir gemi enkazı değilsen henüz, okyanusun ortasında korsanlarla savaştıysan ve hava muhalefeti gemini bertaraf etmeye gücünü yetiremediyse, karasularına girdiğin için uyarı ateşiyle uyarıldığın halde rotanı değiştirmediysen, en sonunda da dingin bir rotada seyre daldıysan zafer senindir arkadaş.     

    Fakat batık bir gemi enkazı haline getirdiysen aşkı yüreğinde, binlerce balık ne aşkını bulabilir o sularda, ne de enkazın içinde bir yerlerde taşıdığın ganimetine ulaşabilir. Batırma gönlünü o zaman, savaş! Önüm arkam sağım solum batık gönüller enkazı…

Devamı »

BİR ROMA GECESİ - BİR ROMA SABAHI

Murat Nedim CAN

“Onlar, sırf ‘Rabbimiz Allah’tır!’ demelerinden dolayı haksız yere

yurtlarından çıkarılmış kimselerdir…”

(Hacc Suresi 8)

Henüz çok genç olmama rağmen anlayabiliyordum her şeyi… Kimseye hiçbir zararımız dokunmadığı halde itilip kakılmamızı, dövülüp horlanmamızı ve nihayet zindana atılmamızı… Bu pis, karanlık ve havasız hücreyi, ailemin diğer üyeleriyle paylaşırken, bu sessiz gecenin, hayatımızın son gecesi olduğunu hissedebiliyordum. Ne babamın, eskiden olduğu gibi bana hikâyeler anlatmaya çalışması, ne de annemin huzur verici gülümsemesi beni rahatlatabiliyordu. Ablam, hücrenin köşesine çekilmiş ağlıyordu sessizce. Benimse bütün duygularım körelmişti sanki; ne ağlayabiliyor, ne de gülebiliyordum. Uzun bir sessizlikten sonra, boğucu zindan eski evimize dönüştü zihnimde. Askerler tarafından yakalanmadan önceki basit ve huzurlu hayatımızı düşünmeye başladım… Mutluluk ve güven dolu hayatımızı…

Devamı »

ÜÇ KAFADAR

İffet Oral

Epey güngörmüş bir çınarın göğe bakan dallarında, birbirini hiç görmemiş birer palamuttular. Bulundukları ağacı hınzırca sallayan rüzgârın onları silkelemesi tanışmalarına sebep oldu. Daldan kopuşları da, nemli toprakla kucaklaşmaları da aynı vakte rastladı.

Boşlukta gelişi güzel düşerken ilk defa birbirlerini gördüler. Ne kadar da benziyorlardı birbirlerine. Bir ara o kadar yakınlaştılar ki az kalsın çarpışacaklardı.

Devamı »