DERGİMİZ YENİ FORMATIYLA ÇOK YAKINDA YAYINDA OLACAK

İLGİYLE TAKİP ETTİĞİNİZ SERİNSELVİ DERGİMİZ, ÇOK YAKINDA YENİ FORMATI VE DİĞER FARKLILIKLARIYLA HİZMETİNİZDE OLACAKTIR…

BU ARADA YENİ BİR YAZARLIK OKULU BAŞLAMAK ÜZERE OLUP, KAYIT KONUSUNDA HIZLI DAVRANMANIZI TAVSİYE EDERİZ

http://www.egitimder.org/bpi.asp?caid=407&cid=1212

Editörden

 “Noksan gelen tamam olur”

      

      Hikmetli sözleriyle insanlığın kalbine şifalar sunan, Âşıkların Sultanı Hazreti Mevlana’yı; cihana teşrifinin 800’üncü yıldönümünde dünyanın dört tarafında, farklı renkleri ve dilleri tekleştiren bir muhabbetle andık. Kimi zaman dervişânın semada uçuşan beyaz tennuresine daldık, biz de kanatlandık… Kimi zaman ney’in ayrılık hikâyesine kulak verdik… Mesnevî-i Şerîf’in incilerinden küpeler yaptık. Bir yıl O’nu anlayabilmek için yetmezdi ama tüm bunlar zaten pişmek yolundaki adımlar kabilindendi.

   Nitekim bu ayki sayımızda biz de o ummanın kıyısında gezindik. Berat Demirci Bey, Hamlet’in “To be or not to be…” repliğini, Mevlana’nın “Bizim işimiz bulmak değil olmaktır” veciz sözü üzerinden yorumladı.

   Sadık Yalsızuçanlar; “Hz. Pir’in gerçekliği Mesnevi’dedir” diyerek Mevlana’yı anlamak için gerekli noktaları bizlere işaret etti.

    Mahmut Şimşek Bey bizleri Âşıkların Kıblesi’nde, Hz.Mevlana’nın makamında gezdirdi. O’nun gibilerin makamları “âriflerin gönülleri” olduğundan önce aşk ile gönüllerde dolaştık. Sonra huzura vardık. Madem ki “buraya noksan gelen tamam olur” demişti Molla Cami…

   “Yalnızlığın yalnızlık arayınca gel…” diyerek daveti yineleyen şairi de dinledik. O sultanın kapısına vardık, buyurun içeri beraber girelim…

   Ayrıca bu sayıda genç arkadaşlarımızın öykülerine ve şiirlerine de yer verdik. Keyifle okumanız dileğiyle…

 
 

serinselvi.com

 

MEVLÂNÂ MÜZESİNİ ZİYÂRET

Mahmut Sami Şimşek

Prensten krala, işçiden çiftçiye, âşıktan mâşuka herkes, Mevlânâ’nın çağrısına koşuyor. Hz. Mevlânâ bu sene tam 800 yaşında. 8 asırdır devam eden çağrıya hâlâ icâbet ediliyor. Tıpkı türbenin giriş kapısı üzerinde, Molla Cami’ye âit nazımda yazıldığı gibi, âşıkların kıblesi oldu 8 asırdır Mevlânâ. Biz de bu hafta 800. yaş gününde Hz. Mevlânâ’yı ziyâret etmeye karar verdik.

Devam Et »

Düğün Gününde Gel…

Semih Suat Yücelen

 

Her şeye rağmen sevgiye çağırana…

 

 

Duvağı açılmamış sözler bulmalıydım sana…

Rüzgâr, şah damarımdan fısıltılar getirdi gönlüme…

Usulca duydu kulağım…

Kalbim dinledi emredileni…

Bu söz damarlarıma girdi gülün dikenleri gibi… 

Beynimde toplandı uçları şaşkın tüm dikenler…

Şimdi söylemeliyim ama olmuyor…

Tüm kâinat başımda ölemiyorum…

Gassalımı görüyorum…

Güneşle birlikte ısıtıyor suyumu…

Bağırıyorum gözlerimle…

Görmüyor beni…

Ah bir sesim çıksa…

Söyleyip öleceğim…

Huzurlu bir ses kâinatı susturuyor…

Senin sesin…

Haydi diyorsun…

Birlikte söyleyip ölelim…

Dilim çözülüyor bir anda

Tek bir ses çıkıyor ikimizden…

…Gel!

 

Almadan vermek için gel…

Gafiller aldığını inkâr ederken

Gerdanında gelincik saklayan güvercinlerle

Edebinden kanat çırpmadan gel…

  Devam Et »

ÖLÜM NE Kİ ANNE; YAŞAMAK NE Kİ OĞUL

İffet Oral

Ölüm, belki;

Kahpe bir patlamadır, gecenin sinsi sessizliğini yırtan.

Nöbette buz tutan ellerini nefesiyle ısıtmaya çalışırken nereden geldiğini, çapını, rengini, sebebini hiç bilemeyeceği nankör bir kurşunla olduğu yere yığılıvermektir.
Devam Et »

Kibrit Kutusu ve Termometre?

Zeynep Nisa KUL
 
Hayatta hiçbir şeyi yoktu…

Kibrit kutusunu andıran ufacık kulübesi… Uzun kibrit çöpleriyle tutturulmuş cisirli bir tavan ve yine kibrit çöplerinden kolonlar.

Hayatta hiçbir şeyi yoktu…

Kâğıttan bir masa pencere önünde ve kibrit çöpleriyle ayakta duran birkaç eski sandalye. Daracık odanın hemen köşesinde, kükürtten bir yatağı duruyordu… Hayatta hiçbir şeyi yoktu… Bu kibrit kutusu evin dışında…
Devam Et »

Hayata Dair Hayatın İçinden

Fatma Kaymak

 

Hep aynı seremoni, vakit geldi; kalkma vakti. Sıcacık yatak… Dışarıda içimi ısıtıp dışımı soğutan kar… Kalk artık, kalk! Su da Allah’ tan sıcak. Yine çok uyumuş gözler ama uykusuz bakışlar aynada. Geç kalacaksın yine… Siyah kazak mı? Yeşil gömlek mi? Eşarbım yok. Erken kalkan almış yolunu, kıyafetleri kapan kapana. Sessiz ol sonra tevekkül, bul ne varsa birbirine uygun, fazla uzatma git işine.

Devam Et »

ORHAN PAMUK’TAN DERSLER

Vedat SEHERAY

Oryantalist bir dille yazmasını görmezden gelirsek –ki Batı’da romancı tanınmak için belki de öyle olması gerekiyordu- Orhan Pamuk, Nobel ödülünü Türklerden bir yazarın da alabileceğini göstermesi açısından tebrike şayan bir şahsiyet. Nobel Edebiyat ödül komitesinin ödül kriterlerinin neler olduğunu ve seçmede siyasi birtakım hesaplar yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Ayrıca ödülün vasat bir romancıya verilmeyeceği de açık…

İdeolojik düşüncelerine katılıp katılmama konusundan kendimi tecrit ederek onun yazma iştiyakından ve yazma tekniklerinden bazı dersler çıkarılabileceği kanaatini taşıyorum. Öteki Renkler kitabı onun nasıl ve niçin yazdığına dair fikirleri için iyi bir başvuru kaynağı.
Devam Et »

Yeniden (Can Kırığı)

Hatice KESGİN

“Bir “şey” nasıl aranır? Etrafa göz gezdirerek, eşyaların arkalarına, altlarına bakılarak, tadının, kokusunun izi sürülerek… Yani yollar çeşitlidir. Önemli olan; aradığımız “şey”i cinsi nispetiyle tespit etmek ve yolunu yordamını kestirmektir. Daha da elzemi bu cihette yoldur. Yola baş koyduk mu, o “şey”e olan inancımız nispetinde karşımıza çıkana rıza gösteririz. İnanmak ve yola çıkmak için de kapıları aralamak gerekir.”

Devam Et »

Next Page »